Kelime Kökeni: Arapça
– Geleceğe dair, geleceğe özgü, yarınla ilgili, yarınla alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Bilhassa aforizmalarında sıkça kullandığı gadevî unsurlar insanlığa ders verir nitelikte.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Geleceğe dair, geleceğe özgü, yarınla ilgili, yarınla alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Bilhassa aforizmalarında sıkça kullandığı gadevî unsurlar insanlığa ders verir nitelikte.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ertesi gün, gelecek gün
Cümle içinde kullanımı: “Bu gün yarım kalan sevkiyat gadven yapılacaktır bilginize.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Gökbilimi, gök ilmi, astronomi, kozmoğrafya
Cümle içinde kullanımı: “Felekiyyât gökcüsümlerinin konumlarını, hareketlerini, yapılarını ve dünyaya olan uzaklığını araştıran bir bilim dalıdır. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Omurgalılar, omurgalı canlılar
Cümle içinde kullanımı: “Fekariyye; hayvanlar aleminde kordalılar grubuna bir alt kademesidir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Enseden başlayarak kuyruk sokumuna kadar inen birbirine eklemli omurga kemikleri, omurgalar,omur sütunu, bel kemiği, fıkar
Cümle içinde kullanımı: “İnsanın dik durmasını sağlayan fekâr, istif istif dizili bir çok kemik oluşumundan meydana gelir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kabalık, kötülük, sertlik, kötü sözlülük, nezaketsizlik, huşunet
Cümle içinde kullanımı: “Allah günah yazmasın ama şu adamın yüzünden akan fazâzet içimi korkuyla kaplıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Yüksek değerler, yüksek faziletler, erdemler
Cümle içinde kullanımı: “Hz. Ömer fazail-i âliyye’ye örnek teşkil eden önemli zatlardan biriydi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Biçimsizlik, çirkin olma durumu, çirkinlik, kabih, kabahat, şenâ’at
Cümle içinde kullanımı: “Mühim olan yüzündeki fazâ’at’ın kalbine sıçramaması, çirkin bir kalple yaşamak daha zordur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Fethedenler, zafer kazananlar, Fatihler
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı devleti nice fâtihân yetiştirmiş, nice yiğitlere yurt olmuş bir imparatorluktur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bütün kapıları açan, Allah, Tanrı
– İstanbul’u fetheden II. Mehmet’in aldığı tarihi lakaplardan birisi
Cümle içinde kullanımı: “Anadolu’nun kapılarının açılmasından sonra İstanbul’un alınmasıyla Osmanlı sultanı fatihü’l ebvab sıfatına erişmiştir.”