Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Üstüne çıkılamaz, üstesinden gelinemez, çok yüksek, başarılamaz
Cümle içinde kullanımı: ” Zor işlerin imkansız olduğunu söylerler ama bana kalırsa lâ-yu’lâ iş yoktur, yeter ki çaba gösterilsin. “
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Üstüne çıkılamaz, üstesinden gelinemez, çok yüksek, başarılamaz
Cümle içinde kullanımı: ” Zor işlerin imkansız olduğunu söylerler ama bana kalırsa lâ-yu’lâ iş yoktur, yeter ki çaba gösterilsin. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Cinsel organ, tenasül organı, merzgun
Cümle içinde kullanımı: “Yarası lâ-yukâl yerde olduğundan hekime göstermiyor hoca efendi, utanıyor zavallıcık. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Yanlış ve hata yapmaksızın, hatasız, yanlışsız, hata işlemez, yanılmaz, yanlışı bulunmayan
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-yuhtî insan var mıdır dar-ı dünyada, insan hatalarından ders alan yanlışıyla doğrusuyla yaşamaya çalışan bir mahlukattır oysa. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Uygunsuz, yersiz, kanunsuz, kötü davranışları olan
Cümle içinde kullanımı: ” Lâ-yuhal tavırları yüzünden bir gün kodese kapatılacak diye korkuyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sayılamaz, saymakla bitmez, sayısız, sayısı belli olmayan, adedi belli olmayan, pek çok
Cümle içinde kullanımı: “Kovanların içerisinde uğuldayan arılar lâyuad olmakla birlikte kilolarca bal üretiyorlar. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Şarap düşkünü, şarap tutkunu, tortu içen
Cümle içinde kullanımı: ” Efsaneye göre lây-hâr külhanbeylerinin piri olarak anılmıştır. “
Kelime Köken: Arapça
– Sonsuz, sonu olmayan, zevalsiz, zeval bulmaz, yok olmaz, bitimsiz, namütenahi
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-yezâl göklerde uçan duaların kabulü Tanrıdadır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sarsılmaz, dayanıklı, tezelzül etmez
Cümle içinde kullanımı: ” Maun dünyadaki en lâ-yetezelzel tahta cinsidir, az bulunur ama ömürlüktür. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ebedilik, sonsuzluk, nihayetsizlik, layetenahilik, ebediyet
Cümle içinde kullanımı: ” Ölümü arayan lâ-yetenahiyyet peşinde koşan ölümlü fanilerdir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sonsuz, sonu olmayan, edebi, nihayetsiz
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-yetenahî sevdam Yaratandır, bir tek ona edebi bir aşkla bağlıyım. “