Kelime Kökeni: Farsça
– Gönül çalan kişi
– Maşuk, sevgili
Cümle içinde kullanımı: “Canımın içi, dildar’ım naz etme artık, yorma yaralı yüreğimi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Gönül çalan kişi
– Maşuk, sevgili
Cümle içinde kullanımı: “Canımın içi, dildar’ım naz etme artık, yorma yaralı yüreğimi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Güzel yürüyüşlü
– Gidişi güzel
Cümle içinde kullanımı: “Parmak uçlarında tıpkı hoş bir meltem, hoşreftar gibi yollardan esip geçerdi. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Figan eden, inleyen, acı çeken,
Cümle içinde kullanımı: “Ad iz sürer mi bilmem ancak Nalan adı benim hayatımın kısa özeti gibiydi.”
Ciğerpare Nedir?
Kelime Kökeni: Farsça , İsim , sıfat , bileşiktir.
Değer verilen , kıymetli , sevilen bir kimse.
Cümlede İçinde Kullanımı:’ Her zaman kardeşine ciğerparem diyerek seslenirdi’.
Çarnaçar nedir?
Kelime kökeni: Farsça eskimiş ve zarftır.
İster istemez, zorunlu olarak.
Cümle içinde kullanımı:’Bu işi yapmayı bana çarnaçar kıldılar.’
Put nedir?
Kelime kökeni: Farsça isimdir.
Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş.
Haç, koymak, koy, tercüme etmek, utandırmak, söndürmek, açıklamak.
Türlü gereçlerden, ama daha çok taştan yapılan, insana benzer çizgileri bulunan tapınma yontusu.
Cümle içinde kullanımı:’Hindistan putperest bir memleket olmasıyla ünlüdür.’
Zülüf nedir?
Kelime kökeni: Farsça isimdir.
Şakaklardan sarkan saç lülesi.
Sevgilinin saçı, zülfüyar.
Cümle içinde kullanımı:’Sanki film çekiyormuş gibi uzaktan zülüfleri sallaya sallaya geliyordu.’
Zülfaris nedir?
Kelime kökeni: Farsça isimdir.
Baklagillerden, bir süs bitkisi ve bunun güzel kokulu, mor, beyaz renkli, saç lülesi görünüşünde olan kıvrıntılı çiçeği.
Cümle içinde kullanımı:’Bahçede son zamanlarda yaptığım değişikliklerden biride zülfaris ekmekti.’
Zurnazen nedir?
Kelime kökeni: Farsça eskimiş ve isimdir.
Zurna çalan kimse, zurnacı.
Cümle içinde kullanımı:’Düğünlerinde geleneksel olarak zurnazen çağırdılar.’
Zoraki nedir?
Kelime kökeni: Farsça sıfattır.
İstemeden yapılan, zor yolla, kaktıra kaktıra, gönülsüzce, içten gelmeyerek.
Cümle içinde kullanımı:’Kiloları fazla olduğundan dolayı doktorun ısrarlarıyla zoraki olarak diyete başladı.’