Kelime Kökeni: Arapça-Türkçe
– Lalesi olan, lale bulunan, lale yetiştirilen yer
– Lale motifli, lale işlemesi olan dokuma
Cümle içinde kullanımı: “İran ve Türk halılarında lâleli motifleri ağırlıklıdır. özellikle Osmanlı dönemini yansıtır. “
Kelime Kökeni: Arapça-Türkçe
– Lalesi olan, lale bulunan, lale yetiştirilen yer
– Lale motifli, lale işlemesi olan dokuma
Cümle içinde kullanımı: “İran ve Türk halılarında lâleli motifleri ağırlıklıdır. özellikle Osmanlı dönemini yansıtır. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Zambakgillerden yaprakları uzun ve mızrağı andıran kadeh şeklindeki çiçek türü
– Ucuna üçlü veya dörtlü çatal geçirilmiş meyve toplamaya yarayan sırık
– Esirlerin, kölelerin veya cezalıların boyunlarına geçirilen demir halka
– Akli dengesi yerinde olmayan kimselerin boynuna takılan demir halkanın ismi
– Tulipa gesneriana
Kelime Kökeni: Yunanca
– Tavada yağ içinde kızartılarak pişen üstüne şerbet veya şeker dökülerek yapılan yumurtalı hamur tatlısı
Cümle içinde kullanımı: “Agna hanımın bizzat elinden çıkan lalanga’nın tadı hala damağımda “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kan kırmızısı, çok kırmızı
– Şarap (mecaz)
Cümle içinde kullanımı: “Lal-i müzâb vişneler şarap yapımı için ayrıldı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hiç bir söze gerek yok, her şey yolunda, hiç bir diyecek yok
Cümle içinde kullanımı: “Yorulma efendi, boşa lâ-kelâm ancak nefes yorar. “
Kelime Kökeni: Arapça-lâ+kayd, Farsça-âne
– Kayıtsızca, umursamazca, ilgisizce, alakasızca, mühimsemeyerek, vurdum duymazca
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-kaydâne tavırlarıyla beni kendinden soğutmaya, uzaklaştırmaya çabalıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Vurdum duymaz, kayıtsız, umursamaz, aldırmaz, alakasız, aldırış etmeyen, kıymet vermeyen, ilgisiz, aldırışsız
Cümle içinde kullanımı: “Babamın bana karşı olan lâ-kayd tutumu kalbimi bin parçaya ayırıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Arslan, aslan
Cümle içinde kullanımı: “Lâ’is kükremesiyle tüm ormanı dize getirirken, insanın yiğidi de namerdi dize getirir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yadgerekircilik, belirlenmezcilik, indeterminizm
– Gerekircilik karşıtı, determinizm karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Neden ve sonuç daima birbirlerini izlemez, determinizm ret ettiğimizi varsayarak insan iradesinin neden ve sonuca bağlı olmadığını Lâ-âcâbiyye ile tanımlayabiliriz. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Göz ucuyla bakma
– Fark ettirmeden gözlemek, belli etmeden çaktırmadan yandan bakış atma
Cümle içinde kullanımı:“Onun da bende gönlü olduğunu lahz edişinden, süzmelerinden anladım. “