Kelime Kökeni: Arapça
– Tatlı veya tuzlu durgun su, göl
Cümle içinde kullanımı: “Gittiği memleketlerde mutlaka buhayre kenarında çadır kurar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Tatlı veya tuzlu durgun su, göl
Cümle içinde kullanımı: “Gittiği memleketlerde mutlaka buhayre kenarında çadır kurar. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Ucu bucağı olmayan, edebi, sonu olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Başlangıcım olduğun gibi aynı surette bî-gerânımsın.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İçinde altın olan kese
Cümle içinde kullanımı: “Kuyumcu Rüstem ağanın devamlı olarak cebinde taşıdığı biderleri vardır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İlk evvela, ilk baştan
– Baştan, yeniden
Cümle içinde kullanımı: “Susma, bidayeten devam et konuşmaya.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Doktor, hekim
– Müneccim, fal bakan kişi
– Çalınmış veya kaybolmuş mallar hakkında bilgi veren kişi
Cümle içinde kullanımı: “Bu gece gelecek olan arraf, küçük yavrumun düşmeyen ateşini düşürebilir.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Oldukça fazla, çok fazla
Cümle içinde kullanımı: “Bir yıllık yiyeceğinden artuğrak buğday depoladı. “
Kelime Kökeni: Deyim
– Kendisini büyük ve üstün görmek, büyüklenmek, kibirlenmek
Cümle içinde kullanımı: “Öyle bir konuşuyor ki, ayranı şişti artık.”
Kelime Kökeni: Çince
– İnsanın doğuştan kötü olduğu ve ancak yasal tarafından düzeltilebileceğini savunan felsefedir.
– Yasacılar, Legalizm
Kelime Kökeni: Arapça
– Polaris, kutup yıldızı
Cümle içinde kullanımı: “Yolunu kaybettiysen semaya bak cüdeyy sana yolunu bulmanda yardım edecektir.”
Kelime Kökeni: Japonca
– Yemek yenilmesini sağlayan çubuklar
– Yemek çubukları, chopsticks
Cümle içinde kullanımı: “Çinli ve Japon restoranlarına gittiğimde mecburen hashi kullanmak zorunda kalıyorum. “