Kelime Kökeni: Farsça
– Hızlı, süratli koşan
– Ayağına çabuk, bir yere başkalarından daha hızlı gidip gelen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Mektupları vereceğin ulak bâd-seyr olmalı, vaktinden önce yetişmeli.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Hızlı, süratli koşan
– Ayağına çabuk, bir yere başkalarından daha hızlı gidip gelen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Mektupları vereceğin ulak bâd-seyr olmalı, vaktinden önce yetişmeli.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İffetsizler, hayasız kadınlar, fahişeler
Cümle içinde kullanımı: “Namusunu korumayan bagâyâlara bir sormak gerekir, nasıl bu yola düştüler kim neden oldu diye.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sesin bir yere çarparak geri dönmesi, yankı, aksiseda, akis
– Seda, ses, avaz
Cümle içinde kullanımı: “Sabahın ışıkları ufku aydınlatılırken çobanların topladığı sürülerin sadâ’sı köylüyü uyandırır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Sadrazam vekili, yardımcısı
– Osmanlı devletinde günümüzdeki İçişleri Bakanlığına denk gelen makam
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı İmparatorluğunda Divan-ı Hümayun kaldırılana dek Sadâret Kethudâsı, sadramın yardımcısı olarak hizmet verirdi.
Kelime Kökeni: Arapça
– Sabahın ilk saatlerinde sağılan süt
– Sabah mahmurluğundan kurtulmak için içilen içki
Cümle içinde kullanımı: “Erken vakitte içtiği sabûh şimdiden zil zurna olmasını sağladı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çocukluk dönemi, sabîlik
Cümle içinde kullanımı: “Mektebin bahçesini dolduran sabâvetler şen kahkahalarıyla geçmişi özlememize neden oluyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Aşık olma, aşıklık, aşık kişinin durumu
Cümle içinde kullanımı: “Sabâbet olana kızılmaz yavrum, eninde sonunda herkes bir yüreğe tutulur, tutulur da yanar.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Esas olan, bir nesneni en sağlam yanı, asıl direği
Cümle içinde kullanımı: “Bir evin rükn ile inşası güvenliğin koşulsuz malzemesidir, yoksa başa çöker. “
Kelime Kökeni: Arapça-reşha, Farsça-feşân
– Damla damla saçan, damla akıtan, çok küçük miktarda akıtan
Cümle içinde kullanımı: “Reşha-feşân akan gözyaşları elime değil yüreğime değdi, burada öldüm ben.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Önü açık sundurma, çardak
– Evlerde bulunan önü açık üstü kapalı yer
Cümle içinde kullanımı: “Köşkün revâk kısmına koyduğu saksılar renk renk çiçeklerle bezenmiş.”