Kelime Kökeni: Farsça
– Nara atmak, ses yükselterek konuşmak, bağırmak
Cümle içinde kullanımı: Yeter artık, bıktım senin olup olmadık yerde caylamandan!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Nara atmak, ses yükselterek konuşmak, bağırmak
Cümle içinde kullanımı: Yeter artık, bıktım senin olup olmadık yerde caylamandan!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Oturulan yer, mahal, yer
– Orun, mevki, rütbe, makam, mesnet
Cümle içinde kullanımı: “Devlet kapısında üstün cay-gâh elde ettikten sonra kimse tarafından yıkılmazsın evelallah!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yaralayan kişi, yara açan, yaralayan
– Çürüten
Cümle içinde kullanımı: “O yâr ki yüreğimi pare pare eden, gönlümün cârihi…”
Kelime Kökeni: Farsça
– Koçyiğit, dilaver, cengaver, kahraman, yiğit, cesur, batur
Cümle içinde kullanımı: “Hindistan’da Timur soyundan gelen Türk liderlere Gürd adı verilirdi, misal Babür Şah.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Güzel kokması yahut ilaç ve büyü yapımında yakılarak kullanılan madde, tütsü
Cümle içinde kullanımı: Evinin her köşe ucu tutuşturulmuş gümre doluydu kendi gözlerimle gördüm. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Öldürülen, öldürülmüş, maktul
Cümle içinde kullanımı: “Cinayeti aydınlatacak bilgiyi güşte’nin evinde bulacaklarını düşünüyorlar. “
Kelime Kökeni: Fransızca
– Bağırsak ve cilt arasında normalin dışında oluşan kanal
– İyileşmeyen sürekli yenileyen çıban, akarca, akan yara türü
Cümle içinde kullanımı: “Fistül genellikle bir organın hasar görmesi, iltihaplanmasıyla ortaya çıkan tıbbi hastalıktır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gümüşten yapılma, gümüşler, gümüş paralar
Cümle içinde kullanımı: “Eski Persler para yapımında fizaz kullanmışlardır, en yakın tarihte ise 1797 yılından önce de İngilizler kuruşlarda kullanmışlardır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Verimli, bereketli, feyizli, gür, bolluk
Cümle içinde kullanımı: “Dua et, etki kazancın feyzdâr olup dolsun taşsın. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Topluluk, takım, bölük, topluluk, cemaat
Cümle içinde kullanımı: “Dergah camii’sinin avlusunda biriken fevc Cuma namazının niyazine erişmek sükun içinde bekliyor. “