Kelime Kökeni: Arapça
– Kıdemlilik, eskilik, antikite, kıdemli olma durumu
Cümle içinde kullanımı: “Bize belki zor gelen askerlikte kıdemiyyet önce gelir, ne kadar eski o kadar tecrübe demektir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kıdemlilik, eskilik, antikite, kıdemli olma durumu
Cümle içinde kullanımı: “Bize belki zor gelen askerlikte kıdemiyyet önce gelir, ne kadar eski o kadar tecrübe demektir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kudüs ile Kâbe’de ki Beyt-i Mukaddes, Mescid-i Aksa
Cümle içinde kullanımı: “İslam’da üç mukaddes mescitten biri de kıbleteyndir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Nitelik bakımından, Keyfiyet ile alakalı
– Bir şeyin iyi veya kötü olmasıyla ilgili
Cümle içinde kullanımı: “Bir insanın keyfiyyeten özellikleri onunla oturup kalkmadan, bir ekmeği bölüşüp yemeden anlayamazsın.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Evrenin oluşum ve gelişimi üzerine araştırmalar yapan bilim dalı, Evrenbilim, Kainat bilimi, Kozmoloji
Cümle içinde kullanımı: “İçinde yaşadığımız ve varlığımızı sürdürdüğümüz kainatın sırlarını çözmeye uğraşan kevniyyât bilimi henüz varsayımlardan ibaret. “
Kelime Kökeni: Farsça-keşîk+hâne
– İçinde silahlı görevlilerin bulunduğu güvenliği sağlamak amacıyla kurulmuş yapı, karakol, devriye
Cümle içinde kullanımı: “Keşîkhane de nöbet tutan eli silahlı onlarca adam varken nasıl bu kadar delice hareket edebilirsin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Münakaşa, çekişme, tartışma
– İki kişinin bir şeyi uçlarından tutarak kendilerine doğru çekmesi, çekiştirmesi
Cümle içinde kullanımı: “Akrabalarımın arasındaki keşâkeş ciddi boyutlara varmak üzere ne yapacağımı şaşırdım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sık olarak, oldukça sık, sıkça
Cümle içinde kullanımı: “Kesîren yapıldığını düşündüğüm soruşturmalarda adaletli bir yan göremiyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Büyük Melekler, Meleklerin en büyükleri
Cümle içinde kullanımı: “Allah’ın yarattığı mucizelerden biri de görkemli kerrûbiyândır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Allah’a en yakın olarak kabul edilen büyük melekler, Dört büyük melek
– Allah’a ibadet etmekle meşgul olan melekler (Cebrail, Mikail, Azrail, İsrafil)
Cümle içinde kullanımı: “Biz kullar ibadet ediyorsak sanmayın ki yalnızız, Yaratanın yanında yer alan kerrûbiyyûn da ibadet ederek minnetini gösterir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ardı ardına, tekrar tekrar, çok defa
Cümle içinde kullanımı: “Hücum sanatında kerrâren öne atılan savaşçı gözü pek ve korkusuzdur.”