Kelime Kökeni: Farsça
– Gebe, hamile, çocuklu
– Dalkavuk, şaklaban, yağcı, yalaka
– Çaşıt, casus, ajan
Cümle içinde kullanımı: ” Her halinden âbiste olduğu belli karnı öne doğru büyümeye başlamış.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Gebe, hamile, çocuklu
– Dalkavuk, şaklaban, yağcı, yalaka
– Çaşıt, casus, ajan
Cümle içinde kullanımı: ” Her halinden âbiste olduğu belli karnı öne doğru büyümeye başlamış.”
Kelime Kökeni: Arapça-Farsça
– Abideye özgü, abideye benzer, anıt gibi, anıtsal
Cümle içinde kullanımı: “Kazı çalışmalarının sonunda bölge de âbidevî yapılara rastlandı. “
Kelime Kökeni: Arapça-ebed
– Bir kişiyi veya yaşanılan bir olayı ebedileştirmek amacıyla oluşturulan eser, anıt
– Dindar kadın, zahide,
– Tapınan, tapan
– İbadet edilen yer, tapınak, değerli yapılar
– Dillerde destan olarak kalan beliye ve dahiyeler
Cümle içinde kullanımı: ” Türkçe’nin ilk doğuşu Orhun abidelerine dayanmaktadır.”
Kelime Kökeni: Arapça-âbid+Farsça-âne
– İbadet edene yakışır biçimde, kul olarak
– İbadet eden gibi, kulluğa yaraşır surette
Cümle içinde kullanımı: ” İnsan ile doğaya olan sevgiyi âbidâne şekilde yaşamak en hayırlısıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Alçak gönüllülük ifadesi
– Aciz kulunuz, bendeniz, Allah’ın zayıf kulu, ben
Cümle içinde kullanımı: “Âbd-i âciz olarak tabi ki istirhamınızı yerine getirmekle mükellefim. “
Kelime Kökeni: Arapça-evabid çoğul biçimi
– Yanıltmaç, bilmece, güldürü
– Vahşi, yabani, yırtıcı
– Tapan, tapınan, zahid, ibadet eden
– Kul, köle, kulluk, kölelik, bende
– Allah’ın kulu
– Rab, Allah, Yaratan
Cümle içinde kullanımı: ” En iyi Müslüman âbid olanıdır, her saniyesinde Yaradanı düşünendir. “
Kelime Kökeni: Farsça-âb+Arapça-î
– Suda yaşayan ve suda oluşan
– Gökyüzü mavisi, açık mavi, mavinin bir ton açığı
– Nilüfer, durgun sularda ve havuzlarda yetişen bir süs bitkisi
Cümle içinde kullanımı: ” Bataklığın bulanık sularında bile âbî, güzellik yetişebilmektedir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Nergis
– Yasemen, yasemin çiçeği
– Zerrin kadehi çiçeği
Cümle içinde kullanımı: “Abherin mis gibi kokusu etrafa saçılmış, gönlümüze ayrı bir dinginlik katıyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Abdesthane, tuvalet, memişhane, kenef, avgana
Cümle içinde kullanımı: “Biraz daha bekleyelim dedemiz âb-hâneye uğradı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Su renginde
– Gökyüzü renginde, mavi, ezrak
Cümle içinde kullanımı: “Âb-gûn ağardığında tüm kötülük ve şeytanlar gecenin karanlığına saklanır. “