Kelime Kökeni: Arapça
– Etki, tesir, kuvvet, izlenim
Cümle içinde kullanımı: “Mevlana’nın en değerli eserlerinden biri olan Mesnevisi üstümde bir hâssıyyet gölgesi oluşturmuştur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Etki, tesir, kuvvet, izlenim
Cümle içinde kullanımı: “Mevlana’nın en değerli eserlerinden biri olan Mesnevisi üstümde bir hâssıyyet gölgesi oluşturmuştur. “
Kelime Kökeni: Arapça-hasm sözcüğünün tesniye biçimi
– Davalı olan iki taraf, davalı taraflar, iki hasım
Cümle içinde kullanımı: “Her münakaşa da Kadı’nın kapısını çalan hasmeynler, bir çift öküz uğruna kanlı bıçaklı yıllardır. “
Kelime Kökeni: Arapça-hâss
– Saray ile padişahın korumalığını ve hükümetin muhafazasını üstlenen merkezi üssü İstanbul’da bulunan birinci ordu
Cümle içinde kullanımı: “Bir çok medeniyette özel olarak yetiştirilen Hassa ordusu bulunmaktaydı örnek vermek istenirse Gazneliler, Moğollar, Eyyubiler ve Selçuklular verilebilir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bir ülkede yer alan halkın kültür ögelerini, törelerini, geleneksel yemek ve danslarını, töre ve inançlarını, müziğini inceleyen araştıran bilim dalı, Folklor, Halk Bilimi, halkiyat
Cümle içinde kullanımı: “Toplumların ve ülkelerin kendilerine has yapılarını inceleyen, niteleyen, üzerinde çeşitli çalışmalar yürüten bilim alanına Halkiyyât denmektedir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kültür işleri
– Harsla alakalı konular, şeyler
Cümle içinde kullanımı: “Adana Harsiyyât ve Halkiyyat’ından yapılan bildiriye göre pamuk tarlaları için özel sulama yolları yapılacağı söylendi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Haricî, dışsal, dışla ilgili olan, dıştan olan
– Dışişleri Bakanlığı ile alakalı, ilgili
– Ameliyat gerektiren hastalık, operasyon, cerrahi müdahale
Cümle içinde kullanımı: “Son dönem Osmanlı devletinde dış ülkelerle olan siyaseti yürüten kurum Hâriciyye Nezaretiydi. “
Kelime Kökeni: Arapça-harb+darb
– Savaşma, savaş, mücadele, cenk, çarpışma
Cümle içinde kullanımı:” Surların üstünde duran askerler borazanı üfleyip harb-darb‘a çağrıda bulundu. “
Kelime Kökeni: Farsça-harâb+Arapça-î
– Harap olma durumu, perişan olma
Cümle içinde kullanımı: “Evladını savaşta yitirdikten sonra zavallıcık harâbiyyet içinde yoksulluğa düştü. ”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Güler yüzlü, içten davranan, yakınlık gösteren (kimse)
Cümle içinde kullanımı: “Çok düşündüm, Türkan’ın tek hatası fazla iyi niyetli fazla hande-rû olmasıydı. “
Kelime Kökeni: Arapça-hammâm+Farsça-çe
– Küçük hamam, küçük yunak
Cümle içinde kullanımı: “Köyümüzde eski bir hammâmçe var ancak ha yıkıldı ha yıkılacak, restore edilmesi gerekiyor. “