Kelime Kökeni: Arapça
– Ülkesini, ailesini ve yakınlarını hakaretten, tecavüzden, kötülükten koruma ve gözetleme gayreti
Cümle içinde kullanımı: “Bir insan hamiyyetten yoksun ise bir pula dünyayı bile satar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ülkesini, ailesini ve yakınlarını hakaretten, tecavüzden, kötülükten koruma ve gözetleme gayreti
Cümle içinde kullanımı: “Bir insan hamiyyetten yoksun ise bir pula dünyayı bile satar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Doğruluk, halislik, dürüstlük
Cümle içinde kullanımı: “İnsan nankör olmaya görsün o zaman ne halisiyyet bilir ne adalet!”
Kelime Kökeni: Arapça-hâl+Türkçe-daş
– Kötü gün dostu, kötü gün arkadaşı, hem-hal
Cümle içinde kullanımı: “Sırma benim hem kardeşim hem can’ım, hem de hâldaş’ımdır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Allah’a ait hak
– Bektaşî ve müritlerine gezi sırasında diğer tarikat arkadaşları veya dostları tarafından yapılan yardıma verilen isim
Cümle içinde kullanımı: “Hacı Bektaş-ı Veli’nin izinden giden Bektaşî’lere yardım elini uzan hakk-ullah, elbet gönlüde yüreği de güzeldir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kazı, kazılar, kazma işi, hafriyat
Cümle içine kullanımı: “Arkeoloji bilimi esasen hafriyyâta bağlıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça-hafîd+Farsça-âne
– Torun gibi, toruna benzer
Cümle içinde kullanımı: “Evlatlık aldığım bu yetimi hafîdâne gibi büyütecek, mirasımdan pay almasını sağlayacağım.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İçinde güneş sisteminin bulunduğu gök ada, gökyüzünde boydan boya görülen yıldız kümesi, kehkeşan, samanuğrusu, gökyolu, hacıyolu,
Cümle içinde kullanımı: “Hacılar yolunu 200 ile 400 milyar yıldızdan oluştuğunu biliyor muydun?”
Kelime Kökeni: Arapça-hâcet+Farsça-gâh
– İbadet yeri, hacet yapılan yer, ibadethane
Cümle içinde kullanımı: “Hâcet-gâh olarak kullanılan yerlere ağzında kötü söz, ruhunda kirle girilmez efendim. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Hâcegan rütbesine sahip olma, mazhar olma
Cümle içinde kullanımı: “Babıali kaleminde çalışan efendilere Hâcegânlık mertebesi verilir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yağmurun ardından ortaya çıkan 7 renkli kemer
– Gökkuşağı, ebemkuşağı, alkım, meryemanakuşağı, alaimisema, eleğimsağma, ebekuşağı
Cümle içinde kullanımı: “Sağanak yaz yağmurunun ardından hemen hacılar kuşağı ortaya çıkar. “