Kelime Kökeni: Argo-sıfat ad
– Uzun süre kadınsız kalan erkek, cinsel ilişkiye girmemiş erkek
– Karnı aç olan kimse
– Yoksul, aç, fakir, çıplak
Cümle içinde kullanımı: “Abazan erkeklerle işim olmaz benim, boşuna aramızı yapmaya çalışma.”
Kelime Kökeni: Argo-sıfat ad
– Uzun süre kadınsız kalan erkek, cinsel ilişkiye girmemiş erkek
– Karnı aç olan kimse
– Yoksul, aç, fakir, çıplak
Cümle içinde kullanımı: “Abazan erkeklerle işim olmaz benim, boşuna aramızı yapmaya çalışma.”
Kelime Kökeni: Argo- habazan, apaz
– Cinsel ilişkiye girmemiş erkek, kendi kendini cinsel yönden tatmin eden kimse
– Uzun süre kadınsız kalan erkek
– Mastürbasyon
Kelime Kökeni: Özel ad
– Kuzey Kafkasya’da yaşayan bir halk, halkın soyundan gelen kimseler
Cümle içinde kullanımı: “Abazaların cirit attığı bu mahalle bir genç kıza göre uygun değil.”
– Bir şeyi bir olayı olduğundan daha önemli göstermek
– Olduğundan büyük gösterme, mübalağa etmek
– Aşırıya kaçırma
Cümle içinde kullanımı: ” Görende üstünden tır geçti sanır alt tarafı kolunda bir kaç sıyrık var abartıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-bi’r çoğul biçimi
– Kuyular, su kuyuları, çukurlar
Cümle içinde kullanımı: ” Köyün berisinde kalan çok eski bir âbâr var belki içinde su vardır.”
– Adım adım ölçmek, adımla ölçmek, adımlamak
– Emekleyerek yürümeye başlamak
Cümle içinde kullanımı: “İstanbul’un tüm arka sokaklarını abanlayarak ölçmeye kalktım, biliyorum deli saçma şeyler benim ihtisas alanım.”
Kelime Kökeni: Türkçe
– Muhalefet etmek, menetmek, engellemek, alıkoymak, dayatmak, karşı çıkmak
– Giyilecek bir kıyafeti omza atmak
– Bir şeyi zorla vermek, çirkin kızı veya kötü bir malı zorla birine yamamak, satmak
Cümle içinde kullanımı: “Aile işimizin en zor ve bıktırıcı olan muhasebe kısmını bana abaladılar.”
–
Kelime Kökeni: Arapça Türkçe
– Abası olan, aba giyinmiş kimse
– Himayesiz, fakir, yoksul kimse, fakir köylü, fukara
– Zengin karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Dış görünüşüne bakınca abalı olduğu belli olsa da yüreği bir hükümdar kadar alçak gönüllü ve zengindir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Hindistan Devlet-âbâd şehrinde üretilen bir tür kıymetli yazı kağıdı
– Şenlik, bayındırlık, mamurluk, ümran, imar
Cümle içinde kullanımı: ” Abadî ilan edilen topraklardan hak iddia edemezsiniz beyefendi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ebetler, sonu olmayan gelecekler, ebediyet, sonsuzluk
Kelime Kökeni: Farsça
– Bakımlı, şen
– Ovalık yer, imar edilmiş mamur
– Harab karşıtı
Cümle içinde kullanımı: ” Âbâd olarak hazineye geçen yerler devlet kontrolünde ekilip biçilecek.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Büyük kız kardeş, abla
– Osmanlı sarayında görev yapan yaşlı kalfa veya hizmetli
– Yünden dokunan bir tür kaba kalın kumaş
– Bu kumaştan yapılmış üstlük
– Dervişliğin simgesi olan önü açık hırka
–