Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-muhâba
– Sakınmadan
– Çekinmeden
– İçtinap etmek
– Esirgemek
– Korumak
Cümle içinde kullanımı: “Kendinizi dertlerden ve sıkıntılardan bî-muhâba eylemek zorundasınız.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-muhâba
– Sakınmadan
– Çekinmeden
– İçtinap etmek
– Esirgemek
– Korumak
Cümle içinde kullanımı: “Kendinizi dertlerden ve sıkıntılardan bî-muhâba eylemek zorundasınız.”
Kelime Kökeni: Arapça-bî+Farsça-mûcib
– Gereksiz yere
– Boşuna
– Beyhude
– Nafile
– Tevekkeli
– Yararsız yere
Cümle içinde kullanımı: “Bî-mûcib böyle davranmaz, demek ki arkadan iş çevirmeye niyeti varmış.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-mu’âdil
– Benzeri bulunmayan
– Eşsiz
– Benzersiz
– Eşi görülmemiş
Cümle içinde kullanımı: “Bî-mu’âdil birşey sunuyorum sana sen ki bunu kabul edecek, beni bahtiyar edeceksin.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Korkulu
– Korkutan
– Tehlikeli
– Korkmuş
– Ürkmek
Cümle içinde kullanımı: “Gecenin karanlığında bîmnâk, ürkütücü canavarlar çıkmaz kötücül insanlar çıkar.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-misâl
– Eşsiz
– Örneksiz
– Benzersiz
– İdeasız
– Modelsiz
– Numunesiz
Cümle içinde kullanımı: “Bakmayın öyle sert haşmetli görüntüsüne iyilikte bî-misâl biridir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Allah’a şükürler olsun
– Allah’a hamd olsun
Cümle içinde kullanımı: “Bî-minneti’l-kerîm, Yarabbi sana sığınır bir tek senden medet umarım.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-minnet
– Minnetsiz
– Müdanasız
– Yakınlık göstermeksizin
Cümle içinde kullanımı: “Bî-minnet olma yavrum, vicdanen her gece rahat uyumanı dilerim bir ömür boyu.”
– Yaptığı konuşmalar, davranışlar, kendi yaşıtlarına göre üstün olan, bu açıdan büyüklere benzeyen çocuk.
Cümle içinde kullanımı: ” Şunun konuşmasına bak hele büyümüş de küçülmüş sanki.”
– Kutsal olarak gördüğü şeyler üzerine ant içmek.
– Kesin olarak yapmayacağı şeyler adına karar vermek.
Cümle içinde kullanımı: ” Büyük yemin etmiştim yapmayacağım diye ama istemeden yapmıştım .”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-mezâk
– Tatsız
– Zevksiz
– Lezzetsiz
– Tadı kötü olan
Cümle içinde kullanımı: “Hatun hanımın elinden çıkan tüm yiyecekler bî-mezak olduğu için mutfaktan çıkarıldı.”