Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-merhamet
– Şefkatsiz
– Acımasız
– Merhametsiz
– Kötü yürekli
– Kalpsiz
Cümle içinde kullanımı: “Bî-merhamet kişilere el açmak, diz çökmek zorunda bırakmasın Allah bizi.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-merhamet
– Şefkatsiz
– Acımasız
– Merhametsiz
– Kötü yürekli
– Kalpsiz
Cümle içinde kullanımı: “Bî-merhamet kişilere el açmak, diz çökmek zorunda bırakmasın Allah bizi.”
– Kötü bir olaya meydan vermeyeceğimi söylüyorum ama umut ederim ki tanrı beni, önüne geçmeyeceğim kötü bir durumla karşılaştırmasın.
Cümle içinde kullanımı: ” Büyük sözüme tövbe valla çok yanlış sözler dile getirmişim Allah affetsin.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-mekân
– Yersiz
– Yurtsuz
– Barınacak yeri olmayan
– Kalacak yeri olmayan kimse
– Yurdu olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Sanma ki bî-mekân bıraktın, ben sevdiklerimin zihinlerinde ve dahi yüreklerinde hep yaşayacağım.”
– Başkasının başına gelen kötü bir durum hakkında kendisinin başına böyle bir hal gelebileceğini düşünmeyerek o konu hakkında alaycı davranışlarda bulunmak, o olaydan ötürü karşısındaki kişiyi kınamak.
– Kötü bir duruma düşmeyeceğini ya da öyle bir olayla dahil olmayacağını ileri sürmek.
– Yapabileceğinden daha iyisini yapacağına dair iddiada bulunmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Böyle bir işe adım atmam diye büyük söylemiştim, şimdi o işten kafamı kaldıramıyorum.”
– Elinde paranın büyük çoğunluğunu hatta tüm parasını ortaya koyup kumar oynamak.
– Giriştiği işteki büyük tehlikeyi aldırış etmeden yapmaya başlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bugün büyük oynayacaktı tüm zararını kapatmak adına cebindeki son parayla bu basmıştı parasını Timurhan’a.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Mecalsiz
– Dermansız
– Güçsüz
– Kuvvetsiz
– Mecalsiz
– Takatsiz
Cümle içinde kullanımı: “Beni böyle bî-mecâl bırakan duyduklarım veyahut gördüklerim değil duygularım.”
– İnsanın yapmış olduğu dışkı.
– İnsanın, dışkısını çıkarma hali.
Cümle içinde kullanımı: ” Fena sıkışmıştı büyük abdestini kaçırması an meselesiydi.”
– Tamamıyla.
– Büsbütün.
– Tamamen.
– Eksiksiz.
Cümle içinde kullanımı: ” Bütün bütüne her şeyi eksiksiz getirmiştik diye düşünmüştük ama bir kaç parçayı kamp alanında bırakmışız.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-karışık
– Anlamsız
– Karışık
– Manasız
– Absürt
– Anlamı olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Yalanlar söyle, bî-me’âl kelamlar diz ve yine beni aşkınla kandır.”
– Bir kimseye, üzerinde etkisi pek olmayan sözler söylemek.
– Kalıcılığı fazla olmayan bir iş yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin yaptığın iş buz üstüne yazı yazmaktan farkı yok biraz kalıcılık istiyorsan ilgi odağını değiştir.”