– Üstünlüğü, büyüklüğü ile başkalarını çok arkada bırakmak, geride kalmasını sağlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” İyi duman attırdın sende karşında ezik çocuğu görünce.”
– Üstünlüğü, büyüklüğü ile başkalarını çok arkada bırakmak, geride kalmasını sağlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” İyi duman attırdın sende karşında ezik çocuğu görünce.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Bükülmüş
– Eğrilmiş
– Kıvrılmış
– Katlanmış
Cümle içinde kullanımı: “Annesi öldüğünden beri boynu bükük kaldı yavrucağın.”
– İçtiği sigaranın dumanını içine çekmeden dudağının arkasından dışarı üfleyen sigara tiryakisi.
Cümle içinde kullanımı: ” Sende içmiyorum derken iyice dudak tiryakisi oldun.”
– Kamburu çıkmak
– Kamburlaşmak
– Kambur duruma gelmek
Cümle içinde kullanımı: “Beli büksüldükçe gözleri de görmez oluyor, elleri titriyor.”
– Kıvırmak
– Eğirtmek
– Teftîl etmek
– Çevirip devşirmek
– Kırmak
– Katlamak
– Eğmek
Cümle içinde kullanımı: “Şimdilik inat ediyor her söylediğimize ağzını büküyorsun ama eninde sonunda lafımıza geleceksin.”
– Hoşnutsuzluğu, huysuzluğu, üzüntüsünü yüz çizgileriyle belli etmek, surat asmak, somurtmak, yüz asmak, yüzü düşürmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dudak sarkıtmayı bırak, görmek istemiyoruz o yüz düşüklüğünü.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Kıvrım kıvrım
– Halka halka
– Kat kat
– Çok bükülmüş
Cümle içinde kullanımı: “Büklüm büklüm saçlarında rüzgarlar esiyor mavi gözlerinde dalgalar kabarıyordu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kıvrım
– Kat
– Dönemeç
– Viraj
– Ayrım
– Bükülen
– Kıvrılan
Cümle içinde kullanımı: “Büklüm büklüm yollar kıvrılıp giderken bu ayaz gece hiç bitmeyecek gibi geliyordu.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Kıvrılmış
– Katlanmış
– Bükülmüş
– Kapalı hava
– Bulutlanmış gökyüzü
Cümle içinde kullanımı: “Bakıldığında büklü gibi görünen Allah’ın lütfudur, kendiliğinden aldığı desendir.”
– Bardağı, fincanı ağzına kadar doldurmayıp dudağını yakmadan, rahatça yanaşabileceği boş bir yer, boşluk bırakmak.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar doldurmuşsun ki bardağı dudak payı bırakmamışsın bile.”