Kelime Kökeni: Farsça-ad
– El
– Kolun aşağısı
– Hedef
– Nesne ve araçları tutmaya yarayan organ
Cümle içinde kullanımı: “Dest pençe olmuş, vurduğu yeri inletiyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– El
– Kolun aşağısı
– Hedef
– Nesne ve araçları tutmaya yarayan organ
Cümle içinde kullanımı: “Dest pençe olmuş, vurduğu yeri inletiyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Ermiş
– Olgun insan
– Veli
– Evliya
Cümle içinde kullanımı: “Başımızdaki Deryâ-yı vahdete şükretmek lazım.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Mutlak varlık
– Okyanus
– Anadeniz
– Umman
– Açık deniz
Cümle içinde kullanımı: “Deryâ-yı Muhît şahidim olsun ki gözüm bir kez başka bir göze kaymadı.”
Kelime Kökeni: Özel ad (Farsça-der+Arapça-Arapça-sa’âdet)
– Payitaht
– İstanbul
– Saadet kapısı
– Tahtın bulunduğu yer
Cümle içinde kullanımı: “Der-sa’âdet olan İstanbul, Osmanlı imparatorluğunun başkentidir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Deney
– Ders alınacak olay
– İbret dersi
– Göz açacak hadise
– Uyarıcı sonuç
Cümle içinde kullanımı: “Hayatındaki ders-i ibretleri göz ardı etme, onlar seni uyaran felaketlerdir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dilekçe
– Dilek
– İstek
– Talep
– Murat
– Dilenen
– Temenni
Cümle içinde kullanımı: “Rabbim el açıp der-hâst edeni geri çevirmez.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kirlilik
– Paslılık
– Temiz olmayan
– Necaset
Cümle içinde kullanımı: “İçimizdeki denâset ancak vicdanımızın sesiyle temizlenebilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Adilik
– Alçaklık
– Kötü mizaç
– Zillet
– Kahpelik
– Aşağılık
Cümle içinde kullanımı: “Her insanın ruhunda denâ’et ve acizlik vardır, bunları örtebilir ama kendinden saklayamaz.”
Kelime Kökeni: Ad
– Deste
– Ekin bağı bir yerde bağlanmış
– Biçilmiş ekin
– Birlikte bağlanmış çiçek
– Bitki bağlamı
– Lifli kordon
Cümle içinde kullanımı: “Demet demet çizilmiş çiçek tarhlarının yanında dünyanın en güzel çocuğunu gördüm.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Şaşıp kalma
– Korkma
– Ürkme
– Allah’ın gücünü yansıtan ilahi kuvvet
– Yılgı
– Ürküntü
– Korku ve telaş
Cümle içinde kullanımı: “Olayın arkasından yaşadığı dehşet sonucunda yere yığılıp kaldı.”