Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Aşırı duygu, çok duygusal, taşkın his
Cümle içinde kullanımı: “Hekimlik alanında uzmanlaşmak istiyorsan evvelce ifrât-ı hislerini kontrol etmen lüzum gelir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Aşırı duygu, çok duygusal, taşkın his
Cümle içinde kullanımı: “Hekimlik alanında uzmanlaşmak istiyorsan evvelce ifrât-ı hislerini kontrol etmen lüzum gelir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Verilen görevi yerine getirme, vazifesini yapma, üstüne düşen işi yapma
Cümle içinde kullanımı:“Herkes üstüne düşeni ifa-yı vazîfe eylese ortalıkta ne karmaşa kalır ne de gecikme!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Divan edebiyatı şairleri tarafından bayramla ilgili olarak kaleme alınan manzume ve kaside
– Bayramla alakalı, bayramla ilgili, bayrama özgü
– Bayramda verilen bahşiş, bayram parası, bayramlık
Cümle içinde kullanımı: “Büyük ninelerimiz beyaz mendillerin içine koydukları îdiyyelerle bizi sevindirir, bayramı dört gözle beklememizi sağlarlardı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Toplu olarak, kısaca, kısa ve özlü, toplu, bütününü içine alan
Cümle içinde kullanımı: “Konuşmamamı icmâliyye edecek olursam, işin aslı mantık ve kalbin ortak olmadığı sürece başarısız olacağımızdır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Zorlamak, mecbur etmek, boyun eğirmeye çalışmak
– Kırağı düşmek
Cümle içinde kullanımı: “Borçlarını ödemek karşılığında iclâd ederek genç kızı kendisiyle evlenmeye zorluyor. “
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Sözü kısa tutarak, icazlı olarak, karşı çıkılmasına engel olarak
Cümle içinde kullanımı:” İcâzen bağırışları hepimizin sesini bıçak gibi kestirip attı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Görme ve bakma ile alakalı olan
Cümle içinde kullanımı: “Elalemden duyduklarına itibar etmek yerine ibsarî yeteneğinle hareket etmen doğruyu bulmanı kolaylaştırır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Hac ibadetini yerine getirirken ihrama sarınma
– İhram elbisesinin üst kısmı olan ridâyı sağ omzunun altından geçirip sol omuza atmak
Cümle içinde kullanımı: “Hanefî mezhebine tabii olan kimseler umre esnasında ihramlarını ıztıbâ etmek bir sünnettir, bu yüzden sağ omuz ve kolları açık kalır. ”
Deyim
– Okuma yazması olmayan cahil kimseler için Anadolu’da söylenen bir sözdür. Cahil bilmez uydurur manasına gelmektedir.
Cümle içinde kullanımı:”İlahiyat okumuş birine danışmak yerine mahallenin dedikoducusuna mı soruyorsun, o Elif’i görse mertek sanır anca.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yoksulları doyurma, fakirleri yedirip içirme, ihtiyaç sahiplerinin açlığını giderme
Cümle içinde kullanımı: “It’am-ı muhtacîn özverisiyle ramazan ayında sürekli yemekli mevlidi şerif düzenler. “