Kelime Kökeni: Arapça
– Lebibler, akıllılar, zekiler
Cümle içinde kullanımı: ” Bu dünya libâb ve zenginlerin dünyadır, saf ve yoksul olanlar her zaman üzülmüştür. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Lebibler, akıllılar, zekiler
Cümle içinde kullanımı: ” Bu dünya libâb ve zenginlerin dünyadır, saf ve yoksul olanlar her zaman üzülmüştür. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Lanetleşme, kargıma, beddua etme, iki kişinin birbirini lanetlemesi
– Eşine zina suçlamasında bulunan veya çocuğunu inkar eden kocasının eşi ile birlikte şer’î usulüne uygun olarak dörder defa karşılıklı olarak kendileri için lanet okumaları
Cümle içinde kullanımı: ” Şer’î usulünde birbirini li’ân eden karı koca asla barıştırılamaz aynı eve girmeleri bile caiz değildir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hırsız, arakçı, uğru, soyguncu
Cümle içinde kullanımı: ” Lıs kelimesi Arapça’dan dilimize geçmiştir ancak günümüzde kullanılmamaktadır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Tatsız, tadı olmayan, lezzeti olmayan
– Hoş olmayan, zevk vermeyen, beğenilmeyen
Cümle içinde kullanımı: “Kusura bakmayan ama tadı tuzu olmayan lezzetsiz yemekleri yemem.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Lezzetli, tatlı, hoşa gidecek bir biçimde
Cümle içinde kullanımı: “Hünkarımızın yemekleri lezzetlü şifa kaynağı olmalıdır yoksa mazallah kellemiz uçar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ağız tadı, tat alma duyusu, herhangi bir şeyden haz alma, tat, çeşni
– Tatlılık, hoşluk
– Hoşlanma, zevk, haz
Cümle içinde kullanımı: “Yemeğe lezzet veren baharattır, doğru baharatla harmanlanmış yemek damağı şenlendirir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Tat veren, leziz, güzel, hoş, tatlı, lezzetli
Cümle içinde kullanımı: ” Lezzâz yemeklerden oluşan mükellef bir ziyafete konduk, karınlarımız bayram etti.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Lezzetli, hoş, tatlı, güzel, zevkli, tatlı
– Tadı güzel olan, tadı hoş, tadı lezzetli olan
Cümle içinde kullanımı: “Kuymak lezîz, damakta unutulmayan bir tat bırakan yöresel bir yemektir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Akıllı, bilgili, zeki, akil
Cümle içinde kullanımı: ” Osman beyin lezîr planları doğrultusunda bu işi kotarabiliriz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yapışkan, yapışma özelliği olan
– Elastıkî, esnek
Cümle içinde kullanımı: ” Sıcağı gören tütün yaprakları lezic suları nedeniyle birbirine yapışır. “