Kategori arşivi: Osmanlıca Türkçe Sözlük

Lieb Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Baba tarafından, baba yoluyla, baba bir

– Baba bir kardeşler

Cümle içinde kullanımı: ” Yanılıyorsun teyzecim onlar lieb kardeşler anneleri ayrıdır.”

Lidad Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Kavga eden, tartışmayı sevenler, husumet etme, davacı olma

Cümle içinde kullanımı: ” Bir asırdır bu iki ailesinin arasında devam en lidâd torunları vasıtasıyla gelecek nesle de aktarılacak gibi görünüyor.”

Licam Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Hayvanların ağzına vurulan gem, dizgin, ligam

Cümle içinde kullanımı: ” Atların ağzına takılan licâm sayesinde kişneme sesleri bir anda kesildi. “

Libse Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Giyinme tarzı, elbise giyme, giyiş, giyme biçimi

Cümle içinde kullanımı: “Balkan kadınlarının libse farklılığı her zaman hoşuma giden bir detaydır. “

Libs Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Kâbe’ye örtülen örtü, Kisve-i Şerif

– Kabe-I Muazzama’ya örtülen örtü

Cümle içinde kullanımı: “Kutsal topraklarda yer alan Kâbe’nin libsi Arefe gününde değiştirildi.”

Libd Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Keçe, keçe kumaşı

– Keçi kılının dokunmadan dövülmesiyle oluşan kumaş

Cümle içinde kullanımı: “Çobanın üstündeki libd öyle ağır ve kaba görünüyordu ki nasıl giydiğine şaşırdım.”

Libâs-ı cünd Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-tamlama

– Tüzük ile belirtilmiş bir örnek giysi

– Asker elbisesi, üniforma

Cümle içinde kullanımı: ” Osmanlı ordularına bağlı yeniçeler libâs-ı cünd giyerek nizamı sağlarlar. “

Liban Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Süt emzirme

– İnsan sütü, kadın sütü, ana sütü

Cümle içinde kullanımı: “Çerkez kadınları kucaklarındaki bebeleri liban edip sonrasında sırtlarına bağlarlar. “

Libade Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Teğelli dikişli  pamuklu veya aba kısa hırka, cepken, kepenk, hırka, yelek

– Pamuklu kadın elbisesi

Cümle içinde kullanımı: “Yırtık pırtık libâdesi yaşlı gözleriyle arkasını bize vererek yürümeye başladı. “

Libaçe Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça 

–  Libas, elbise, giysi

Cümle içinde kullanımı: “Eskimiş libâçeleri kucağına toplayıp kaynayan kazanın içine boca etti.”