Kelime Kökeni: Arapça
– Görme, görüşmek, rast gelip kavuşma, bir araya gelmek
– Yüz, sima, çehre, görünüş
– Mürekkep hokkalarına konulan ham ipeğin adı
Cümle içinde kullanımı: ” Neylerim bir gün likâ yüz yüze gelemeyecek olduktan sonra yaşamayı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Görme, görüşmek, rast gelip kavuşma, bir araya gelmek
– Yüz, sima, çehre, görünüş
– Mürekkep hokkalarına konulan ham ipeğin adı
Cümle içinde kullanımı: ” Neylerim bir gün likâ yüz yüze gelemeyecek olduktan sonra yaşamayı.”
Kelime Kökeni: Farsça-edat
– Lakin, amma, ama, fakat, ancak, yalnız
Cümle içinde kullanımı: “Doğru denemez lîk yanlış da görünmez bu olayda. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sakallı, sakalı uzamış olan
Cümle içinde kullanımı: “Lihye-dâr hoca efendi akşam yemeğinde evimize teşrif edecek. “
Kelime Kökeni: Arapça-liha çoğul biçimi
– Yetişkin erkeklerin yanak ve çenesinde çıkan kıllara verilen ad, sakal
Cümle içinde kullanımı: ” Pembe yanaklarına daha lihye düşmemiş, bıyıkları dahi terlememiş küçük bir oğlandı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Uzun sakallı
– Uzun ve kaba sakalı olan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Lihyanî ve üzerindeki hacı kıyafetleri sayesinde dini bütün biri gibi görünürdü ama bana kalırsa insanları yönetmek için dini kullanan bir dalavereci idi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Damla damla akan su
– Akarsu çukuru, dev kazanı
Cümle içinde kullanımı: ” Her su kendi lihyânını oluşturarak akar, önüne geçemezsin. “
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Bir hikmete dayanarak, bir hikmetten dolayı, bir hikmete mebni olarak, bir sebepten dolayı
Cümle içinde kullanımı: “Li-hikmetin tüm dünyadan elini eteğini çekerek matemine gömüldü. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sakala özgü, sakala ilişkin, sakala ait, lihye ile alakalı, sakalla ilgili
Cümle içinde kullanımı: ” Lihevî ihtiyacınızı gidermek için hususi berberi konağıma çağırayım.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Bunun için, bu sebeple, bundan dolayı, buna binaen
Cümle içinde kullanımı: “Katip bey li-hâzâ aradığınız merhumenin mezarını bulmak imkansızdır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Düşünme, irdeleme, mülahaza etme
– Karşı çıkmama, uyma
Cümle içinde kullanımı: “İkiz kardeşlerden biri bir şey söylediğinde diğeri hemen lihâz ederek onaylar.”