Kategori arşivi: Osmanlıca Türkçe Sözlük

Lüsuset Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Hırsızlık, eşkiyalık, haramilik, sirkat

Cümle içinde kullanımı: “ Lüsûset övünülecek bir meziyet değildir kardeşim, elinin uzun olması gün gelir yüzünü kızartır.”

Lüsus Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-lass

– Hırsızlar, sarıklar, arakçılar, eli uzunlar

Cümle içinde kullanımı: ” Nereden düştüm bu lüsus içine Yarabbi, varımı yoğumu aldılar elimden!”

Lüsûk Nedir?

Kelim Kökeni: Arapça

– Yapışma, bitişme, eklenmiş olma, bitişik,  tutunma

– Kavuşma, ulaşma, yetişme

Cümle içinde kullanımı: ” Birbirine doğru meyleden ağaçların lüsûk etmiş dalları arasından günün ilk ışıkları süzülüyordu.”

Lüsn Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Lisanlar, diller, lehçeler

Cümle içinde kullanımı: “Lüsn dünya da konuşulan tüm dilleri kapsamaktadır.”

Lüseyn Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Dilcik, küçük dil, damağın arkasında bulunan küçük uzantı

Cümle içinde kullanımı: ” Geçirdiği elim kaza sonrası lüseyni yuttuğu söylenmeye başladı bu yüzden kekeleyerek konuşuyormuş.”

Lünc Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Dudak, ağız

– Ağız içi, ağız boşluğu

– Çolak, eli çarpık, eli kolu sakat kimse

Cümle içinde kullanımı: “Lünc içinde biten menfur yaralar beni mahvediyor dostum.”

Lüle Taşı Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Bir cins beyaz ve yumuşak taş, doğal magnezyum silikat, magnezit, Eskişehir, doğal magnezyum karbonat

Cümle içinde kullanımı: “Eskişehir’den çıkarılan lüle taşları yerin metrelerce altından azimle çıkarılmaktadır.”

Lüknunet Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Pelteklik, dildeki tutukluk, kekeleme

Cümle içinde kullanımı: “Dildeki sürtmeye, takılmaya verilen isim lüknûnet denir.”

Lüknet Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Pelteklik, dildeki tutukluk, kekeleme, konuşma bozukluğu

Cümle içinde kullanımı: ” Rahmetli dedemin dili lüknet idi aynı dertten bende müzdaribim.”

Lükataçin Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-lükata+Farsçs-çîn 

– Çöp toplayıcısı, çöpçü

– Artık ve değersiz şeyleri toplayan kimse

Cümle içinde kullanımı: “Etrafta dolaşıp mahalle mahalle gezen lükata-çîn bir gün servet bulacağına inanır.”