Kategori arşivi: Osmanlıca Türkçe Sözlük

Lükata Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Yere sürünen, yerden alınmış, basit ve değersiz eşya

– Yolda bulanan ve gerçek sahibi bulunmayan mübah sayılmayan mal, buluntu

– Sokakta bulunan ve sahipsiz eşya

Cümle içinde kullanımı: “Bu mal varlığı lükata değil alın teriyle, it gibi çalışmayla elde edilen bir servet.”

Lühun Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Şarkılar, ezgiler, nağmeler

– Konuşmada ve okumada yanlışlık yapmalar

Cümle içinde kullanımı: ” Lühûn eden sesi kulaklarıma çalındığında kalbim bir kuş gibi çırpınırdı.”

Buğz Etmek Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-buğd

– Kin, nefret, garaz, adavet, gizli düşmanlık

Buğz Etmek: Kin beslemek, nefret etmek, buğzetmek, gizli düşmanlık etmek, garaz duymak

Cümle içinde kullanımı: “Kalben buğz etmek istersen bunu da ölçülü bir suret ile yap, kim bilir bugün düşman olan yarın dostluğun şerbetinden içer.”

Lühum Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-lahn

– Etler, tenler

Cümle içinde kullanımı: “Lime lime olmuş lühûm ölümün en kötü halini sergiliyor bize.”

Lühuk Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Kavuşma, ulaşma, erişme, sonradan yetişmek, yaklaşmak, birbirine katılmak

Cümle içinde kullanımı: ” Birbirine doğru meyleden iki sevgili öyle uhrevi bir ışıkla lühûk eylediler ki ayrılığın esamesi okunmadı.”

Lühud Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-lahd

– Lahitler, mezarlar, kabirler, çukurlar, makberler

Cümle içinde kullanımı: “Ey insan kibirlenme, sonunu görmek istiyorsan lühûda bak!”

Lühî Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Damağın arkasında dile benzeyen aşağı doğru sarkan uzantı, küçük dil

Cümle içinde kullanımı: “Ödlek herif korkudan lühî yuttu galiba konuşamıyor.”

Lühc Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Köşe, bucak, kenar

– Göz çukuru

Cümle içinde kullanımı: ” Çökmüş lühc, ağlayan göz pınarlarıyla eski resimlerin hasretinde yaşıyorum.”

Lühayme Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-lühaymat

– Küçük et parçası, etçik

Cümle içinde kullanımı: “Kadavranın morarmış vücudundan kopan lühaymeler insanın midesini bulandırıyordu.”

Lüd Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-eledd çoğul biçimi

– Tartışmayı sevenler, kavgacılar, kavga etmeyi sevenler

Cümle içinde kullanımı: ” Bu mahallenin tüm gençleri bıçkın ve lüd bir tavır benimsemişler, yeni gelen insanlara karşı bu tavrı sürdürürler. “