– Adım adım ölçmek, adımla ölçmek, adımlamak
– Emekleyerek yürümeye başlamak
Cümle içinde kullanımı: “İstanbul’un tüm arka sokaklarını abanlayarak ölçmeye kalktım, biliyorum deli saçma şeyler benim ihtisas alanım.”
– Adım adım ölçmek, adımla ölçmek, adımlamak
– Emekleyerek yürümeye başlamak
Cümle içinde kullanımı: “İstanbul’un tüm arka sokaklarını abanlayarak ölçmeye kalktım, biliyorum deli saçma şeyler benim ihtisas alanım.”
Kelime Kökeni: Türkçe
– Muhalefet etmek, menetmek, engellemek, alıkoymak, dayatmak, karşı çıkmak
– Giyilecek bir kıyafeti omza atmak
– Bir şeyi zorla vermek, çirkin kızı veya kötü bir malı zorla birine yamamak, satmak
Cümle içinde kullanımı: “Aile işimizin en zor ve bıktırıcı olan muhasebe kısmını bana abaladılar.”
–
Kelime Kökeni: Arapça Türkçe
– Abası olan, aba giyinmiş kimse
– Himayesiz, fakir, yoksul kimse, fakir köylü, fukara
– Zengin karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Dış görünüşüne bakınca abalı olduğu belli olsa da yüreği bir hükümdar kadar alçak gönüllü ve zengindir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Hindistan Devlet-âbâd şehrinde üretilen bir tür kıymetli yazı kağıdı
– Şenlik, bayındırlık, mamurluk, ümran, imar
Cümle içinde kullanımı: ” Abadî ilan edilen topraklardan hak iddia edemezsiniz beyefendi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ebetler, sonu olmayan gelecekler, ebediyet, sonsuzluk
Kelime Kökeni: Farsça
– Bakımlı, şen
– Ovalık yer, imar edilmiş mamur
– Harab karşıtı
Cümle içinde kullanımı: ” Âbâd olarak hazineye geçen yerler devlet kontrolünde ekilip biçilecek.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Büyük kız kardeş, abla
– Osmanlı sarayında görev yapan yaşlı kalfa veya hizmetli
– Yünden dokunan bir tür kaba kalın kumaş
– Bu kumaştan yapılmış üstlük
– Dervişliğin simgesi olan önü açık hırka
–
Kelime Kökeni: Ad
– İbrik
– Süs ve ziynet eşyası
– Güzellik, tazelik, parlaklık,
– Adet, yol, tarz, görenek
– Ağustos ayı, yılın sekizinci ayı
Cümle içinde kullanımı: “Âb u tâb ayında gelen bolluk ve bereket köyümüzü şenlendirdi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Su ve toprak, toprak ve denizler
– Dünya, yeryüzü
– Fani olan beden
Cümle içinde kullanımı: “Eyleye dur gönlünü, âb u gil geçici ahiret kalıcı!”
Kelime Kökeni: Ad
– Kısmet, rızk, azık
– Su ve buğday
– Su ve habbe
– Su ve ekmeksu e
Tasavvuf: Bir hırka bir lokma
Cümle içinde kullanımı: “Üç günlük dünyamızda âb u dâne’ye rıza gösterip bir hırka bir lokma ile yaşamanın sırrına nail olalım.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sayran suyu, altın suyu
– Altın renkli şarap, sarı renkteki şarap
– Toz halinde öğütülüp zamk ile suda eritilen ve yaldızlama da kullanılan altın varak
Cümle içinde kullanımı: “Hekimler âb-ı zer içmenin mideye iyi geldiğini söylemişti.”