Kelime Kökeni: Arapça
– Süresi dolunca, vadesi gelince
– Aceleyle, çabucak, ivedilikle, çabuk, geciktirilmeden, çarçabuk, çabucacık
Cümle içinde kullanımı: “Acilen yaralıları hastaneye sevk etmeli durumu ağır olanları yoğun bakıma almalıyız.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Süresi dolunca, vadesi gelince
– Aceleyle, çabucak, ivedilikle, çabuk, geciktirilmeden, çarçabuk, çabucacık
Cümle içinde kullanımı: “Acilen yaralıları hastaneye sevk etmeli durumu ağır olanları yoğun bakıma almalıyız.”
Kelime Kökeni: Arapça-acele
– Vadeye bağlanmış olan, vadesi geldiğinde yapılacak olan
– İvedisi olan, acele eden, aceleci, ivedi, müstacel, evgin
– Hastanelerin acil servis bölümü
Cümle içinde kullanımı: “Sürekli acil işler gelip durduğu için mevcut işlerimiz yarım kalıyor sürekli.”
Kelime Kökeni: Arapça-acaib
– Hayreti gerektiren, şaşılacak şey, mucize, alışılmışın dışında, hayret veren
Cümle içinde kullanımı: “Acîbe olaylar çevremizi sarmışken hala nasıl olur da yukarıdakinin varlığını sorgularsınız?”
Kelime Kökeni: Arapça-aceb
– Şaşılacak veya garip karşılanacak, tuhaf şey, hayret uyandıran, taaccüb olunan, tahayyür etme
Cümle içinde kullanımı: “Eyvahlar olsun olur şey değildir, bu acîb mahlukat nasıl böyle bir makama getirilir?”
Kelime Kökeni: Ad
– Tadı sert olan kuyu suyu, pınar suyu
– Kaynak suyu, maden suyu
– Deniz suyu ile tatlı suyu arasında kalan tadı güzel olmayan su
– Şarap
Cümle içinde kullanımı: “Bu coşkun akan pınarın acı suyu pek zorda kalınmadan içilmez serttir. “
– Acıyarak merhamet etmek
– Acıyarak üzülmek
Cümle içinde kullanımı: “Bu biçare ve tuhaf çocuğu her görüşümde istemsiz acırganıyor, saçlarını okşama isteğiyle itidalimi terk eyliyordum. “
Kelime Kökeni: Sıfat
– Hafif acı, acımtırak, acısı az, acımsı
Cümle içinde kullanımı: “Taze biberlerin acırak tadı yemeğe güzel bir lezzet katmış ben şahsen beğendim. “
– Başkası için üzülmek, başkası için acı duymak, merhamet duymak
– Esef duymak, yazıklanmak, teessüf etmek, üzülmek
Cümle içinde kullanımı: “Acınmak ile müşkül durumumuzun düzeleceğine itimadım olsa dizlerimi döve döve kedimi yerlere atardım.”
– Merhamete getirmek, merhamet dilemek
– Bir kişide acıma duygusu uyandırmak
Cümle içinde kullanımı: “ Sözlerindeki bariz duygusallık ve hoşgörüyle kendisini bize karşı acındırıyor, yarım bekliyordu.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Aç olarak, aç olmak
Cümle içinde kullanımı: “Küçük çocuk annesinin eteğine yapmış acın acın diye ağlıyor, gözlerinde tombul yaşlar dökülüyordu.”