– İnsanlık taslamak, böbürlenmek
Cümle içinde kullanımı: “Hey sen boşuna ademlenip omuzlarını kabartma boşuna biz senin gibi ne kabadayılar gördük. “
– İnsanlık taslamak, böbürlenmek
Cümle içinde kullanımı: “Hey sen boşuna ademlenip omuzlarını kabartma boşuna biz senin gibi ne kabadayılar gördük. “
Kelime Kökeni: Arapça-âdem+Farsça-zâd
– İnsanoğlu, insan, ademoğlu
Cümle içinde kullanımı: ” Cennetten düşen Adem dünyayı indiğinde bizler yani ademî-zâdlar meydana geldik.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Adamlık, insanlık, beşeriyet
Cümle içinde kullanımı: ” Ademiyetten uzak olan insana erdemi nasıl anlatacaksın a kafasız başım!”
Kelime Kökeni: Arapça
– İnsana özgü, insanla ilgili, beşeri, müteallik
– İnsanoğlu, ademoğlu
– Yokluğa özgü, yoklukla ilgili
Cümle içinde kullanımı: ” Ademî vasıfları gösteren her canlı önce düşünmeli, yaradılışını inkar etmemelidir. “
Kelime Kökeni: Sıfat
– İnsan, insanoğlu, soylu kişi, ademoğlu
Cümle içinde kullanımı: “Adem evladı ne mala doydu, ne de zillet çekmekten usandı. “
Kelime Kökeni: Arapça-adem+Farsça-âbâd
– Yokluk diyarı, öteki dünya, yokluk alemi
– Sonsuza dek hiçlik
Cümle içinde kullanımı: ” Peki yavrucuğum adem-âbâda inanıyor musun?
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama ad
– Hadis biliminde rivayet edilen hadisin sağlıklı doğru olmaması anlamında kullanılan terim
Cümle içinde kullanımı: “Ademü’s-sıhhat kabul edilen hadislerin doğruluğu ispatlanamadığı için bir şey söylemem uygun düşmez.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ses yitimi, sesin kısılarak yok olması, afoni
Cümle içinde kullanımı: ” Gençliğinde içtiği tütün yüzünden yaşlanınca ademü’s-savt kaybetti.”
Kelime Kökeeni: Arapça-tamlama ad
– Unutkanlık, unutkan olma hali
Cümle içinde kullanımı: “Yaş ilerledikçe ademü’l-hafıza zorluğu çekiyor insanların yüzlerini hatırlayıp adlarını unutuyordum.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama ad
– Saldırmazlık, birbirine saldırmama durumu
Cümle içinde kullanımı: ” Her erkek namussuz değildir adem-i tecavüz olanı da vardır kızım.”