Kelime Kökeni: Arapça-adl+Farsça-penâh
– Adaletli, adalete uygun olan, adil
– Adaletin bulunduğu yer, adalete sığınan kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Adl-penâh olandan korkma hakkı hak sahibine verecek kişiliğe sahiptir. “
Kelime Kökeni: Arapça-adl+Farsça-penâh
– Adaletli, adalete uygun olan, adil
– Adaletin bulunduğu yer, adalete sığınan kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Adl-penâh olandan korkma hakkı hak sahibine verecek kişiliğe sahiptir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Adlî
– Adalet ve hukuk işlerinin yürütüldüğü yer veya resmi daire
– Adliye
– Tüze Bakanlığı
Cümle içinde kullanımı: ” Görgü tanıdığı olarak adliyye’ye çıkacak sanırım kararı etkileyecek bir ifade verecek.”
Kelime Köken: Arapça
– Adaletle ilgili, hukukla ilgili
– Mahkeme veya dava ile ilgili
– Adalete mensup
– Doğruluktan ayrılmayan
Cümle içinde kullanımı: ” Adlî süreç devam ettiği için ayrıntıları açıklama yetkim yok. ”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Adalet, adalete uygunluk, hak ve hukuka uygun
Cümle içinde kullanımı: ” Adl ü dad kararları ancak Allah’a ve topluma saygısı olan insanlar verebilir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İlahi adalet, Allah’ın takdir hakkı, Yaratanın şaşmaz değişmez adaleti
Cümle içinde kullanımı: ” Karanlık günler zorlu süreçlerde geçirsem her zaman adl-i ilahî’ye güvenerek tüm bunların geçeceğine inanıyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça-udûl çoğul biçimi
– Doğruluk, adalet, hakkaniyet
– Hakkı ve eşitliği gözetme, adalet üzerinde olmak, dürüst davranma, cevr ve zulm karşıtı
– Allah’ın adlarından biri
– Anti-Defamation League kısaltması
Cümle içinde kullanımı: “Yaradanı Adl adıyla anıp biz kullarına daima doğru yolu göstermesini dilerim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bayağılık, aşağılık, adilik, madunluk
Cümle içinde kullanımı: ” Adiyet insanlardan tiksindiğim kadar midemi bulandıran bir şey yoktur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sıradan, bayağı, adice, alelade, herhangi
Cümle içinde kullanımı: ” Vakfın içerisinde dönen âdiyen olayları lüzumlu görüp tavır göstermeyeceğim. “
Kelime Kökeni: Arapça-âdî sözünün dişil biçimi
– Sıradan, her zamanki
– Aşağı, bayağı, basit, pespaye
Cümle içinde kullanımı: ” Küçük kızın adiye giyimi neredeyse üstünden dökülecek kadar eski ve hırpalanmış haldeydi.”
Kelime Kökeni: Arapça-âdiye
– Alışılmış şeyler, sıradanlıklar, kıymeti bilinmeyen şeyler, olağan hadiseler
– Seğirtmek, hızla koşmak, ivedilikle gitmek
Cümle içinde kullanımı: “Âdiyât insana hem huzur verir hem de hayal gücünü baltalar. “