Kelime Kökeni: Sıfat
– Abdal, şaşkın, sersem, aptal, ne yapacağını bilemeyen, ahmak
Cümle içinde kullanımı: ” Öyle tuhaf öyle afal bir ifadesi vardı ki sanırım daha önce hiç sevilmemiş gibiydi. ”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Abdal, şaşkın, sersem, aptal, ne yapacağını bilemeyen, ahmak
Cümle içinde kullanımı: ” Öyle tuhaf öyle afal bir ifadesi vardı ki sanırım daha önce hiç sevilmemiş gibiydi. ”
Kelime Kökeni: Arapça-ufk çoğul biçimi
– Ufuklar, her bir taraf, sınır
– Enfüs karşıtı
– Dünyanın bir köşesi, göğün yerle birleştiği gibi görünen yerler
Cümle içinde kullanımı: “Gözlerini iyice açta bak âfâka, dünyanın bittiği yeri görebilirsin ancak yaşamı göremezsin. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Namuslu kadınlar, iffetli kadınlar, ırz ve şeref sahibi kadınlar
Cümle içinde kullanımı: “Afâ’if Türk toplumunun en güçlü temelleridir, bizlerse onların evlatları. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Namuslu olma, iffetlilik, günah işlemekten kaçınan, temiz olan, afiflik
Cümle içinde kullanımı: “İyi bir insan olduğuna kefil olduğum kadar afafet bir kadın olduğuna da kefilim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İffetli, namuslu, günahsız, temiz, sili, afif
– Devedikeni ağacının meyvesi
Cümle içindeki kullanımı: “Afaf bir kadın namahrem ellere uzanmaz, gözüyle yoklar adamın şerefini. “
Kelime Kökeni: Arapça-afv
– Bağışlama, birinin suçunu görmeme, kabahate bakmama
– Hoş görme, mecbur etmeme
– Azletme, istifasını kabul etme, işten uzaklaştırılma
– İffet, namus, edep, haya
Cümle içinde kullanılanı: “Af dileyeni affetmek gece rahat uyumanı sağlar, nefret dolu bir yürek uyuyamaz.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Gökkuşağı, eleğimsağma, ebemkuşağı, alkım
Cümle içinde kullanımı: ” Yağmurun ardından dünyayı renklere boğan adyende gibisin sevgilim, ışıklar saçıyorsun yüreğime. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Can düşmanı, aşırı düşmanlık güden öldürmeyi bile düşünen kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Kan davası süren bu iki aile yarım asırdır birbirinin adüvv-i cânıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça- aduvv
– Düşman, hasım, husumet eden
Cümle içinde kullanımı: “Kurtuluş savaşında dört bir yanı adüv kaplamış olsa da aziz milletimin gönlünde daima bağımsızlık yeşeriyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kol, pazu, kolun omuzdan aşağıya kadar olan kısmı
– Yardımcı, destekçi, destek veren
Cümle içinde kullanımı: ” Yaram adud da, kavlanmadığı sürece kan akıtacak. “