Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Taklit sesi
– Ses taklidi
– Benzekli uyum
Cümle içinde kullanımı: ” Bir devrin usta ahengi taklîdî Osman bey şehrimizde bir gösteri düzenlemişti. “
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Taklit sesi
– Ses taklidi
– Benzekli uyum
Cümle içinde kullanımı: ” Bir devrin usta ahengi taklîdî Osman bey şehrimizde bir gösteri düzenlemişti. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Kasıt ve niyet
– Düzen, ses arasında uyum, makam
– Çalgı takımının icra ettiği taksim, peşrev
– Çalgı ile eğlence, tarab, şadlık, şenlik
Cümle içinde kullanımı: ” Ramazan ahengiyle birlikte şehrimize ayrı bir sevinç havası hakim olmaya başladı.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Demir yürekli, kahraman, yiğit
– Acımasız, gaddar, merhametsiz
Cümle içinde kullanımı: ” Seni doğru yoldan hakikatten uzaklaştırmak isteyene karşı âhendil ol evladım.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Eli demir gibi sert kimse, demir elli
– Yumruğu demir olan kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Buranın delikanlıları ahendesttir vurdu mu yere yapışırsın feleğin şaşırır.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– İşlenmemiş demir, ham demir
– Periyodik cetvelde 26 numaralı atom
Cümle içinde kullanımı: ” Âhen-i hâmdan yapılma kafesin içine hapsedilen vahşi hayvan sürekli dişlerini gösterir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Demir, zincir
– Bu elementten yapılmış olan
– Kılıç
– Sert, güçlü, kuvvetli
Cümle içinde kullanımı: ” Hz. Ali’nin çatal şeklindeki çift başlı âhen kılıcına Zülfikar adı verilmiştir, dünya da şekli tek olan kılıçtır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Padişah buyruğu, ferman, emir, yarlık
Cümle içinde kullanımı: ” Ahd-nâme-i hümâyûn Osmanlı Devletinde padişahın hazırlattığı bir çeşit anayasal bildirgedir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ahd+Farsça-nâme
– Antlaşma belgesi
– Anlaşma şartları ve koşullarını içeren üzerinde anlaşan tarafların imzalarının bulunduğu kağıt
Cümle içinde kullanımı: ” İki devlet arasında hazırlanan ahd-nâme Osmanlının son kozlarını yitirmiş olduğunu kanıtlar cinstendi. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Anlaşmayla ilgili, sözleşmeye dair, ahde aid, anlaşma gereği
Cümle içinde kullanımı: ” Ahdî dolmuş bir sözden bahsediyoruz köprünün altından çok sular aktı bunu da göz önünde bulunduralım lütfen.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şaşkın, dalavereci, ahmak, budala, kimsenin fikir ve düşüncesini beğenmeyen kişi
– Kambur
Cümle içinde kullanımı:” Bu toplumu aydınlıktan uzaklaştıran ahdep ve sofular olduğu sürece ilerleme söz konusu olamayacaktır. “