Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Çok iyi, hayırlı olan, fazla iyi olan, güzel olan
Cümle içinde kullanımı: ” Bizim ve ailemiz için ahyer olacak şehir değişikliği buna tüm kalbimle inanıyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Çok iyi, hayırlı olan, fazla iyi olan, güzel olan
Cümle içinde kullanımı: ” Bizim ve ailemiz için ahyer olacak şehir değişikliği buna tüm kalbimle inanıyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bölümler, bölmeler, odalar, odacıklar, kısımlar, departmanlar
Cümle içinde kullanımı:” Eski konak onlarca ahyâz ve gizli bir tünele açılan merdivenden oluşuyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-hayr çoğul biçimi
– Faziletli, iyi, erdemli, salih kimseler
– Eşrâr karşıtı
– Ricâlü’l-gayb veya Ricâlu’l-lah olarak nitelenen seçkin kimseler
Cümle içinde kullanımı: “ Tüm esnaf ve kasaba halkı tarafından ahyâr bir kişilik olduğu konuşuluyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Zaman zaman, ara sıra, vakit vakit, kah kah, kimi zaman, bazen, bazı bazı
Cümle içinde kullanımı: ” Ahyânen gelen delilik anlarında derin nefesler alarak gözlerimi kapatır sakinleşmeyi temenni ederim.”
Kelime Kökeni: Arapça-hîn çoğul biçimi
– Anlar, vakitler, zamanlar, saatler
Cümle içinde kullanımı: ” Uzun ahyân gecelerinde utanmadan acılarımı ona anlatır vereceği teselliye bel bağlardım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Farklılıklar, başkalıklar
– Süt kardeşler
Cümle içinde kullanımı: ” Ahyafı ancak uzlaşarak, birbirimizi sakince dinleyip anlayarak aşabiliriz sanmıştım. “
Ahya kelimesi, köken olarak Farsça’dan dilimize geçmiştir. Günümüzde pek sık kullanılmayan bu kelime, derin bir anlam taşımaktadır. Ahya, temel olarak canlılık, hayat ve yaşamla ilişkilidir. Ancak anlamı bundan çok daha geniş kapsamlıdır.
Ahya kelimesi, özellikle eski Türk edebiyatında ve tasavvufi metinlerde sıklıkla karşımıza çıkar. Bu metinlerde ahya, genellikle insanın dünya hayatındaki imtihanını, yaşamın geçiciliğini ve ölümün kaçınılmazlığını ifade etmek için kullanılır. Ahya kavramı, insanın bu dünyadaki sorumluluklarını ve eylemlerinin sonuçlarını anlamasına yardımcı olmayı amaçlar.
Ahya kelimesi, günümüzde doğrudan günlük konuşma dilinde pek kullanılmasa da, edebi eserlerde ve bazı dini metinlerde hala rastlanabilir. Örneğin:
“Günahta sevapta bu dünya ahyâ olan insana aittir.” cümlesi, insanın bu dünyadaki eylemlerinin sorumluluğunu ve ahiret hayatına olan etkisini vurgular.
Bu cümle, insanın dünya hayatında yaptığı seçimlerin, onun ruhani yaşamını ve öteki dünyadaki durumunu belirlediğini ifade eder.
Ahya kavramı, insanı merkezine alan bir anlayışa sahiptir. İnsan, ahya olarak bu dünyaya gelir, yaşar ve bir gün ahya olmaktan çıkar. Bu döngü, insanın yaşamının anlamını ve değerini sorgulamasına neden olur. Ahya olmak, aynı zamanda bu dünyada iyi ve doğru şeyler yapma sorumluluğunu da beraberinde getirir.
Ahya kelimesi, Hint-Avrupa dil ailesine ait olan Farsça kökenlidir. Türkçeye Farsça yoluyla geçmiştir.
Ahya kelimesi, günümüzde günlük konuşma dilinde pek sık kullanılmamaktadır. Daha çok edebi eserlerde, dini metinlerde ve bazı akademik çalışmalarda rastlanabilir.
Ahya, canlı, diri olan varlıkları ifade ederken, emvat ise ölü, cansız olan varlıkları ifade eder. Bu iki kelime birbirinin zıddıdır ve yaşam ile ölüm arasındaki temel ayrımı temsil eder.
Kelime Kökeni: Arapça
– Pek ihtiyatlı, çok sakıngan
Cümle içinde kullanımı: “Yaptığı her işte attığı her adımda ahvet bir adamdır, itinayla düşünmeden hareket etmez. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Jüpiter, müşteri yıldızı, erendiz , gezegenler arasındaki en büyüğü
– Güzel yüzlü kimse
– Zeki, akıllı kimse
Cümle içinde kullanımı:” Gök bilimiyle uğraşan her kimse ahvere tutkun, yıldızlara aşıktır derim hep.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şaşı, şaşı göz, çift gören, gözleri birbirine çarpık olan
– Uğursuzluk vasfı olarak kullanılan kelime
Cümle içinde kullanımı: “Aşk, gözleri ahvel bir gelin gibi bana yukarıdan bakarken ona nasıl yaklaşmak isterim ki?”