Kelime Kökeni: Arapça-âlet çoğul biçimi
– Aletler, araçlar, aygıtlar
Cümle içinde kullanımı:” Kağnı yapmada kullanılan âlâtları getir de bir an önce atları yola koşalım.”
Kelime Kökeni: Arapça-âlet çoğul biçimi
– Aletler, araçlar, aygıtlar
Cümle içinde kullanımı:” Kağnı yapmada kullanılan âlâtları getir de bir an önce atları yola koşalım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Açıklık, şeffaflık, saydamlık
– Şan, şöhret, ün
Cümle içinde kullanımı: ” İnsan ilişkilerinde alaniyet, dürüstlük ve doğru duruş çok önemlidir. “
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Meydanda, açıkta, göz önünde, açıl alanda
Cümle içinde kullanımı: ” Alanî bir şekilde yapılan bu ahlaksızlığa daha ne kadar duracağız. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Nübüvvet belirtileri
– Hz. Peygamber’in nübüvvetini ispatlamak amacıyla kaleme alınan eser
Cümle içinde kullanımı: ” Hz. Peygamber’imizin hayatına dair bilgileri, hakkındaki gerçeklere ışık tutmak ispat etmek amacıyla Alamü’n-nübüvvet yazılmıştır. “
Kelime Kökeni: Arapça-elem çoğul biçimi
– Acılar, elemler, üzüntüler, kederler, tasalar
Cümle içinde kullanımı: “Âlâm dolu bir hayattan sonra günlük gülistan bir yaşlılık ne işime yarar. ”
Kelime Kökeni: Arapça-alem çoğul biçimi
– Sancaklar, alemler, alametler, evrenler
– Özel adlar, nişanlar
Cümle içinde kullanımı: ” Sarayda yer alan devlet erkanın a’lâmları öyle her yerde anılmaz. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Gürültü, velvele, debdebe, görkem
– Savaşın kızı
– Kişisel savaş
Cümle içinde kullanımı: “Bu öyle bir saraymış ki alâlâ kubbeleri, aşılmaz surları, girilmez zindanlarının yanında bin türlü çiçekli bahçeleri de varmış.”
Kelime Kökeni: Arapça-alâka+Farsça-dâr
– İlgili, ilgili olan, ilgisi bulunan, müteallik
Cümle içinde kullanımı: ” Ben gelesiye kadar çocuğumla alâkâdar olduğunuz için müteşekkirim Öğretmen hanım.”
Kelime Kökeni: Arapça-alâkât çoğul biçimi
– İlgi, irtibat, münasebet, taalluk, ilişki
– Gönül bağı, aşk, sevgi
– Kan pıhtısı
– Marula, aşılanmış yumurtanın rahminde asılı durması
– Sülük, hirudo
– Rabıta, ilişik, merbutiyet, bağlılık, mensubiyyet,
Cümle içinde kullanımı: “Alâkası olmayan yakıştırmalarla insanların aklını bulandırmayınız efendim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Koyu kırmızı kan
– Kan pıhtısı
Cümle içinde kullanımı: ” Ölüm nedeni bilinmiyor lakin son anlarında ağzından ve burnundan alak gelmişti. “
Kelime Kökeni: Arapça-alamet çoğul biçimi
– Belgeler, izler, nişanlar, deliller, dokümanlar
Cümle içinde kullanımı: ” Mühürlü alaim ve fermanlar ancak mühim kişiler tarafınca açılabilir yetki bizde yok. “