Kelime Kökeni: Arapça
– Bile bile, bilerek, kasten, isteyerek
Cümle içinde kullanımı: ” An-kasdin yaptığın eylemlerin sonucuna da seve seve katlanacaksın.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bile bile, bilerek, kasten, isteyerek
Cümle içinde kullanımı: ” An-kasdin yaptığın eylemlerin sonucuna da seve seve katlanacaksın.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Hemen, derhal, çok geçmeden, çabucak, şimdi
– Yakından
Cümle içinde kullanımı: ” An-karîb müteşebbislerle gümrükte kalan mallar çekilmeli.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kaf Dağında durduğu sanılan bir kuş, simurg, zümrüdüanka
– Varlıklı ve saygın kimse
– Kanaat sahibi, doygun
– Takım yıldızının adı
– Uzun kollu telli bir saz
Cümle içinde kullanımı: ” Rivayete göre Kaf dağına ancak yüreği mertlikle ve aşkla dolu adamlar çıkabilir ve ankayı görebilir. ”
–
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Aniden, ani olarak, birden bire, ansızın
Cümle içinde kullanımı: ” Mevlam âniyen gelen müsibetlerden korusun cümlemizi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Anason, ezeltere
Cümle içinde kullanımı:” Ânîsûn yıllık otsu bitkilerden biri olup şifa deposudur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Az önce, demincek, biraz evvel, demin
– Az yukarıda, yukarıda
Cümle içinde kullanımı: “Ânifen bir kız çocuğu elinde torbalarla koşa koşa içeriye girdi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şiddetli, haşin, katı, gönül kırıcı biçimde, zorlu
– Sert ve kaba davranış
Cümle içinde kullanımı: ” Göklerin ortasından yere düşen anîf şimşekler köy yakıp yıkacak sandık bir anda.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Biraz önce adı geçen, anılan mezkar, adı geçen
Cümle içinde kullanımı: “Ânifü’z-zikr olunan şahıs ne yazık ki uzun bir süre önce aramızdan ayrılıp ahirete göçtü. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Az önce, demincek sözü edilen
– Biraz önce bahsi geçen
Cümle içinde kullanımı: ” Ânifü’l-beyân ettiğimiz üzere bahsi geçen vukuatta iki tarafında kusurları bulunmaktadır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Pek yakında geçen
Cümle içinde kullanımı: “Uzun bir ömür bekledikten sonra ânif gelen bir acıya dönüştü hüzün.”