Kelime Kökeni: Farsça
– İnciten
– Azarlayan
– Tekdir eden
– Paylayan
– Çıkışan
– Kalp kıran
Cümle içinde kullanımı:” Aşıklardan biri âzârende, öteki gönül koyansa ayrılık nicedir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İnciten
– Azarlayan
– Tekdir eden
– Paylayan
– Çıkışan
– Kalp kıran
Cümle içinde kullanımı:” Aşıklardan biri âzârende, öteki gönül koyansa ayrılık nicedir.”
Kelime Kökeni: Farça-âzâr+ Arapça-î
– Küfürbazlık
– Ağzı bozuk
– Kötülük
– İncitme, kırılmış olma
– Muzırlık
Cümle içinde kullanımı:” Bir erkek olarak kadınlarda en sevmediğim âzârî, jargon konuşmalardır.”
–
Kelime Kökeni: Farsça
– Acı çekmiş
– Eziyet görmüş
– Zulüm görmüş
– Büyük üzüntü çekmiş
Cümle içinde kullanımı:” Âzâr-dîde birine sevginin veya aşkın yüceliğinden bahsetmek netame etmekle eş değer.”
Kelime Kökeni: Arapça-özr çoğul biçimi
– Özürler
– Mazeretler
Cümle içinde kullanımı:” Gönül kırgınlıklarını, kalpte oluşan çatlakları a’zâr ile kapatamazsın.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– İncinme
– Gönül kırıklığı, kalp kırgınlığı
– Kırılma
Cümle içinde kullanımı:” En derinden âzâr-ı dilim, kendini çok sevdirmeden git sen artık!”
Kelime Kökeni: Arapça
Tanrı’nın büyüklüğü, ululuğu
– Allah’ın kudreti
– Cenab-ı Allah’ın azameti
– Kibriya
Cümle içinde kullanımı: “Azamût hepimizi mahşer ateşinden sakınsın!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ululuk
– Büyüklük
– Bir sayının diğerinden büyük olması
– Büyük olma durumu
– Fazla olma, en fazla
Cümle içinde kullanımı:” A’zamiyyet gerektiren kahramanlıklar için önce çelik gibi bir irade lazım.”
Kelime Kökeni: Arapça-ızmâme çoğul biçimi
– Gruplar
– Kümeler
– Zümreler
– Topluluklar
– Ekipler
– Öbekler
Cümle içinde kullanımı:” Dini azâmîm için söylenecek söz yok, bu konu hakkında ihtisası olmayanların susması elzem.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Pek çok
– En büyük
– Üstün
– Azami
– En yüksek
– Maksimum
Cümle içinde kullanımı:” A’zamî bir dikkatle kanayan yarayı dikiyor acıdan dudaklarını ısırıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-azamet+Farsça-fürûş
– Çalım satan
– Kibirli davranan
– Kendini büyük gösteren
Cümle içinde kullanımı: ” Yüz çehresini kaplayan azamet-fürûş yüreğinin zalimliğini saklayabilir mi?”