Kelime Kökeni: Farsça
– Ateş, od, nâr
Cümle içinde kullanımı:” Âzer gibi düşen gönlüme sen miydin ey canım, ayağına taş olan dertleri bana yolla…”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ateş, od, nâr
Cümle içinde kullanımı:” Âzer gibi düşen gönlüme sen miydin ey canım, ayağına taş olan dertleri bana yolla…”
Kelime Kökeni: Arapça
– Pek tatlı, çok şirin, çok güzel
– Kendisini dine vererek bekarlığı evliliğe tercih eden erkek
– Eşi olmayan erkek
– Tek
Cümle içinde kullanımı:” A’zeb erkekler yollarını ve yönlerini Allah’a çevirmiş, dünyevi zevklerden vazgeçmiş kişilerdir. “
Kelime Kökeni: Arapça-zıdd çoğul biçimi
– Zıtlıklar
– Karşıtlıklar
– Kontrastlar
Cümle içinde kullanımı:” İnsanlar azdâd olmasaydı fabrikasyon üretimine dönen bir dünyadan zevk alınabilir miydi?”
Kelime Kökeni: Arapça-azb+Farsça-gû
– Tatlı dilli, tatlı sözlü
– Şirin sözlü
– Gönül alan cinsten konuşan
Cümle içinde kullanımı:” Yüzü güzel olanın ağzı azb-gû olmasa neye yarar, dilberin dilinden gül akmalı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ilgın ağacı
– Akdeniz bölgesinde yetişen bir ağaç
– Tamarix
Cümle içinde kullanımı:“Avrasya’nın her yanında yetişen Azbe ağacının 90’a yakın türü bulunmaktadır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şirin, tatlı, hoş
– Isırma, koparma, kesme
– Azarlama, paylama, çıkışma
– Tahkim etme
– Hastalıktan dolayı zayıflama
Cümle içinde kullanımı:” Azb eylediğin sevgime bir gün muhtaç kalırsan şayet o zaman seni bulmak isterim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İblis’in melek kimlikli adı
– Şeytan
– Kötülüğü yönelten melek
– İblis
Cümle içinde kullanımı:“Azâzîl, cennetten kovulan düşmüş melektir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kırılmış bulunan
– İncinmiş olan
– İncitilen
– Zulüm gören
– Eziyet edilen
Cümle içinde kullanımı: ” Âzâr-resîde bir çocuk ancak horlanmayı, aşağılanmayı bilir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Acı ve keder veren
– Elem ve üzüntü veren
Cümle içinde kullanımı:” Âzâr-resân ağrılarımla bu hayatın içinde yalpalayan biri de benim işte.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İncinme, acı çekme
– Zulmedilmiş
– Eziyet edilmiş
Cümle içinde kullanımı:” Âzâr-mend, kırılıp üstünden geçilmiş kalplerimizde bir parça hüzün.”