Kelime Kökeni: Arapça
– Kemik
– İskeleti meydana getiren sert madde
Cümle içinde kullanımı:” İnsanın omurgasını meydana getiren azm, bir sebepten zarar görürse hali nice olur?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kemik
– İskeleti meydana getiren sert madde
Cümle içinde kullanımı:” İnsanın omurgasını meydana getiren azm, bir sebepten zarar görürse hali nice olur?”
Kelime Kökeni: Arapça-zulm
– Daha zalim, çok zulmeden
– Çok haksız davranan
Cümle içinde kullanımı:” Ananın fedakar olanını bulursun da babanın azlem olanı da çoktur, evladını yerle yeksan eyler.”
Kelime Kökeni: Arapça-zıll çoğul biçimi
– Gölgeler
– Zıllar
– Silüetler
Cümle içinde kullanımı:” Azlâl içinde kalan geleceğimi aydınlatacak küçücük bir ışık huzmesine hasretim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sultan Abdülaziz döneminde giyilen fes
– Devlet yönetiminde bulunanların giydikleri fes
– Kırmızı çuhadan yapılmış silindir biçimdeki başlık
Cümle içinde kullanımı:” Başına taktığı o tuhaf şeyle azîziyye takmış eski dönem adamlarına benziyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-azîz müennes dişil biçimi
– Dindar kadın
– Ermiş kadın
– Saygıdeğer
– Manevi yönü kuvvetli kadın
Cümle içinde kullanımı:” Tüm ömrünü azîze gibi geçiren muhterem bir kadının ardından çirkin yakıştırmalar yapmamanızı istiyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Cuma günü
– Cuma
– Haftanın altıncı günü, perşembeden sonra gelen
Cümle içinde kullanımı:” Tekkeler arasında yapılacak olan sohbet âzîne günü namaza müteakip gerçekleşecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-azm
– Kararlı, azimli
– İstençli, istikrarlı, ölçülü, düzenli
Cümle içinde kullanımı:” Azim-kâr sebatın sonucunda büyük bir mükafat almanı temenni ediyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Gitme, yola çıkma
– Bir yere doğru hareket
– Efsun, büyü, sihir, gözbağcılık
– Gideceğin yere varma
Cümle içinde kullanımı:” Bizim dini inancımızda azîmete, gözbağcılığa yer yoktur bunların hepsi şeytanın işidir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kıtlık yılı
– Azı dişi, azı
– Kararlılık, istikrar
– Büyük ve önemli iş
– Hadise
– Efsun, büyü
– Dua
– Büyük iş
Cümle içinde kullanımı:” Âzime sonrası yoksulluktan kırılan halk birbirine düşmüş, bir çuval darı için kanlı bıçaklı olmuştu.”
Kelime Kökeni: Arapça-azamet
– Ulu
– Kocaman, fazla büyük, çok
– İri, heybet, debdebe
Cümle içinde kullanımı:” Azîm istikrarla yürüyenin yolunda hangi imkansızlık durabilir ki?”