Kelime Kökeni: Arapça
– Yüce ve ulu Allah
– Aziz ve Celal Allah
Cümle içinde kullanımı:” Bu günümüze ham olsun sana azze ve celle!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yüce ve ulu Allah
– Aziz ve Celal Allah
Cümle içinde kullanımı:” Bu günümüze ham olsun sana azze ve celle!”
Kelime Kökeni: Arapça-ünlem
– Aziz olsun!
– Aziz, büyük, yüce, ulu
– Büyüklük
– Şanı büyük olsun!
Cümle içinde kullanımı:” Arkanda Türk halkı var, gazan mübarek azze olsun Atam!”
Kelime Kökeni: Farsça
– İncinmiş, gönlü kırılmış
– Hatırı kırılmış
– Yüreği incinmiş
Cümle içinde kullanımı:“Bak kara oğlum sakın ola ailenin âzürde-hâtır etme, kan elden üstündür unutma.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kırılmış, incinmiş, gücenmiş
– İncitilen kimse, gönül koyan
Cümle içinde kullanımı:” Rabbime şükür bir insnaı âzürdegî edecek sözlerden hep kaçtım, dil yarasından sakındım.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Gönlü kırılmış
– Canı sıkılmış
– Üzgün, üzüntülü
– Müteessir
Kelime Kökeni: Farsça
– Darılmış, gücenmiş
– Kırılmış
– İncinmiş
– Gönül koymuş kimse
Cümle içinde kullanımı:” Âzürde kalbimin yongası olan hüznü nasıl baş tacı yapmam, alışmışım bir kere.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Çenesiz, çok konuşan
– Huysuz, çok azarlayan
– Aksi, şirret
Cümle içinde kullanımı:” Kadının da erkeğinde azül olanından sakınacaksın hemşerim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Azuk, azık
– Rızk
– Yiyecek
– Nevale
– Kumanya
– Besin maddesi
Cümle içinde kullanımı:” Kursağından geçen iki lokma azüf mü gözüne durdu herif?”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Kibarların kibarı
– Zariflerin zarifi
Cümle içinde kullanımı:” Azref-i zürefâ yârim, kollarında iyileştir yine.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Çok zeki
– Çok zarif
– İnce
– Çok beğenilen
Cümle içinde kullanımı:” Azref bir kadın gördüğünde kalbi hemencecik havalanan aşk budalası biridir.”