Kategori arşivi: Osmanlıca Türkçe Sözlük

Bâlâ-pervâz Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Yüksekten uçan

– Kendi olduğundan üstün görünmeye çalışan

– Övünen kimse

– Kendini çok değerli görmek

Cümle içinde kullanımı:”Çalımından geçilmez, burnu kaf dağında bâla-pervâzın sanki dünyanın sahibi o.”

Bâlâ-nişîn Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça-sıfat

– Yüce

– Makam

– Kat, yer

– Yüksekte oturan

– Yüksek bir mevkiye sahip

Cümle içinde kullanımı:”Bâlâ-nişîn bir yerde olduğu müddetçe bizlere yukarıdan bakmaya devam edecek bundan eminim.”

Bâlâ-hâne Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Medreselerde kubbe etrafında bulunan ve müderrilere ayrılan oda

– Tavan arası, çatı arası

– Tavan aralığı

Cümle içinde kullanımı:“Bâlâ-hâne de geçen akşam üstlerini ve öğleden sonralarını hatırlıyorum ne kadar gamsız ve dertsizmişiz.

Bâlâ-dest Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça-sıfat

– Yenen, kazanan, üstün gelen

– Güçlü

– Yetkili

– Galip

– Salahiyetli

Cümle içinde kullanımı:“Kelimelerde maharetini gösteren Bâlâ-dest yazarlarımız olduğu sürece Türk edebiyatı asla gücünü kaybetmeyecektir efendiler.”

Bâlâ Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Yüksek, yukarı

– Yüksek kat

– Yüce, ulu, ulvî

– Zîr ü pest karşıtı

– Âlî

– Osmanlı devletinde başarılı memurlara verilen mülkî rütbelerden biri

Cümle içinde kullanımı:” Mehmet Beye bahşedilen bâlâ ancak en yüksek memurların ulaşabileceği bir makamdır.”

Ba’l Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Eş, koca, zevç, evlenilen erkek

– Arap cahiliye döneminde varlığına inanılan Güneş tanrısı

Cümle içinde kullanımı:“Arapların bir dönem tapındıkları Ba’l tanrısı aynı zamanda bereketi simgeliyordu.”

Bâl Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Can, ruh

– Kuruntu, vesvese

– Kalb, gönül, yürek

– Boy, endam, boy pos

– Kol

– Kanat, uçmayı sağlayan organ

– Vücut

Cümle içinde kullanımı:“Öyle bir salınış ki bâl titreten, dilimizi damağımıza yapıştıran bir gösteriş.”