Kelime Kökeni: Farsça
– Yüz yastığı
– Başın altına koyulan küçük yastık
Cümle içinde kullanımı:“Eskilerden kadınlar sevdiği erkeklere kendi elleriyle bâliş hazırlar hediye ederlerdi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yüz yastığı
– Başın altına koyulan küçük yastık
Cümle içinde kullanımı:“Eskilerden kadınlar sevdiği erkeklere kendi elleriyle bâliş hazırlar hediye ederlerdi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yastık
– Başın altına koyulan küçük minder
– Yünden, kuş tüyünden veya pamuktan içi doldurulan şilte
Cümle içinde kullanımı:“Kuş tüyünden bâlîn satan bu küçük dükkan eskilerden çok iyi bir kazanç kapısıydı.”
Kelime Kökeni: Arapça-bâlig sözünün müennesi dişil biçimi
– Büluğs ermiş kadın
– Adet görmeye başlayan kadın
– Ergenliğe girmiş kadın
Cümle içinde kullanımı:” Semiha hanımın bâliğa iki kızı var şimdilerde maşallah pekte güzeller.”
Kelime Kökeni: Arapça-bülûg
– Erkeklik çağına erişmiş oğlan
– Erişmiş, ulaşmış
– Ergen, erin, yeni yetme
– Meblâğ
– Tutar
– Ay hali gören kız, adet gören kız
– Ulak, haberci
Cümle içinde kullanımı:“Bâliğ çağına erişen her erkek çoğu önce babalarını geçeceklerine sonrada dünyaya sahip olacaklarına inanırlar.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Olgun
– Yetişmiş
– Çoğalan, artan
– Gelişmiş
– Matür
Cümle içinde kullanımı:“Bâlide, güneşte yanmış meyvelerin en olgulaşmış hali çürümeye başladıkları o andır.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Yıpranmış, eskimiş
– Tecrübe eden
– Deneyen, denemiş
– Köhne, bakımsız kalmış
Cümle içinde kullanımı:“Ekmek evi olarak kullanılan bu bâli kulübe neredeyse yarım asırdır bizim ailemize ait.”
Kelime Kökeni: Türkçe-balık+Farsça-hâne
– Avlanan balıkları korumaya yönelik özel ayrılmış yer
– Avlanan balıkların korunduğu idarehane
– Balık hali
– Avlanan balıkların toptan satıldığı soğuk hava deposu
Cümle içinde kullanımı:“Balık-hâne de satılan deniz ürünlerinin çeşidi bir görsen parmağını ısıracaksın.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Balgamla ilgili
– Balgamla alakalı
Cümle içinde kullanımı:” Hastalığın ne derece seyir ettiğini kestirmek için eski hekimler balgamî hastaları incelerdi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Suyla toprağın karışımıyla oluşan kıvamlı çamur
– Çömlekçi çamuru
– Lüleci çamuru
– Yapışkan çamur
Cümle içinde kullanımı:” Yaralarımızın izini balçıkla kapatmaya çalıştıkça iyileştik sandık.”
Kelime Kökeni: Farsça
– En yüksek
– Çok yüksek
– Aşırı yüksek
Cümle içinde kullanımı:“Bâlâ-terîn dağlara tırmanmaya hakkımız var lakin gücümüz yok.”