Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Züleyha
– Su perisi
– Hz. Yusuf’un sevdiği kadın
Cümle içinde kullanımı:“Bânû-yı mısr ki güzelliğiyle değil aşkıyla dikkatini çekmiştir Yusuf’un.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Züleyha
– Su perisi
– Hz. Yusuf’un sevdiği kadın
Cümle içinde kullanımı:“Bânû-yı mısr ki güzelliğiyle değil aşkıyla dikkatini çekmiştir Yusuf’un.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Güneş
– Şems
– Işık ve ısı veren büyük gök cismi
Cümle içinde kullanımı:“Bânû-yı maşrık doğduğunda saadetin en büyüğünü sabaha borçlu olacaksın.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yeni gelin, evlenmiş kadın
– Büyük kadın
– Ev sahibesi
– Hanım, hatun, zevce
– Gül suyu şişesi
– Şarap şişesi
Cümle içinde kullanımı:” Bu konağın Bânû hanıımı varken kim üstü söz söyleyip lafını çiğneyebilirdi ki?”
Kelime Kökeni: Arapça-binâ’
– Yapan, oluşturan, meydana getiren
– Yapıcı
– Müessis
– Kuran kimse
– Kurucu
Cümle içinde kullanımı:“Burada söz sahibi elbet bânî olmalıdır bizlerde ona göre adım atmalıyız.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Haykıran, bağıran
– Yüksek sesle konuşan
– Müezzin
– Ezan okuyan din görevlisi
Cümle içinde kullanımı:“Bang-zen vakitlice seslendi mi namaza durulur, Allah adına bin şükür edilir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ölüm sesi
– Emrihak sesi
Cümle içinde kullanımı:” Bang-i rıhlet işittiğinde dünya telaşı yok olacak kocaman sandığınız hayatlarınız silinip gidecek.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İsrafil meleği tarafından çalınacağı rivayet olan Sur’un ikinci derecesi
– Sûr
Cümle içinde kullanımı:”Bang-i revârev üflendiğinde yer ve gök arasındaki tüm canlılar ölecek bir diğer üfleme de yeniden dirilecektir.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Ezan
– Namaz vaktini Müslümanlara bildirmek için müezzinin yüksek sesle yaptığı çağrı, bildiri
Cümle içinde kullanımı:“Bang-i namâz okunuyor ey ademoğlu uyan gafletten!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Avaz
– Ses, seda,sada
– Haykırma
– Yankı
Cümle içinde kullanımı:”Sabahın yıldızı geliver yine bu gece karanlığa mağlup, bir bang-ı muhtacım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Tanınmış, ünlü, meşhur
– Varlıklı, zengin
– Mal mülk sahibi kimse
– Yoksul karşıtı
– Parası çok olan
Cümle içinde kullanımı:”Ne bâ-nevâ samur kürkü sarınan insan gördüm, içinde insana dair bir şey kalmamış kabuktan ibaret.”