Kelime Kökeni: Farsça
– Taşıyıcı
– Yük taşıyan
– Hammal
Cümle içinde kullanımı:” Boşuna bâr-ber olmaya gerek yok yardım istemiyorsa herkes başına yağan karı kendi eritsin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Taşıyıcı
– Yük taşıyan
– Hammal
Cümle içinde kullanımı:” Boşuna bâr-ber olmaya gerek yok yardım istemiyorsa herkes başına yağan karı kendi eritsin.”
Kelime Kökeni: Arapça-barbâ
– Mısır’da dört tarafı resimli olan dikili taşlar
– Taşlardan birisi İstanbul’dadır.
Cümle içinde kullanımı:” Çok eski bir tarihe sahip olan Bârbâh’ların bir tanesi de İstanbul’da yer almaktadır, Mısır’dan buraya nasıl getirildiği hala muallaktadır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Meyve veren
– Meyveli
– Meyvesi olan
– Yemişli
Cümle içinde kullanımı:” Bâr-âver ağaç kesilir mi gardaşım günahtır yapma, sen yemezsen kurt kuş yer”
Kelime Kökeni: Farsça-bârân+Arapça-î
– Yağmura özgü
– Yeniçerilerin giydiği yağmurluk
– Yağmurluk
– Yağmurdan koruyan kıyafet
Cümle içine kullanımı:” Gök delindiğinde askerlere verilen bârânî mavi çuha rengi dayanıklı bir kıyafetti.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Orduda sağ tarafta bulunan tabur
– Meymene
– Sağ taraf
– Sağ kol
Cümle içinde kullanımı:” Bârângâr da bulunan kısımlar yeniden düzenlenip hizaya sokulmalı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Güruh
– Takım, cemaat
– Saf
– Derinti, sürü
Cümle içinde kullanımı:” Bülbülü susturun lakin devlet arkasından giden barana ziyan eylemeyin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yağmur
– Sapan izi
– Rahmet- bereket
– Yağış
– Allah’ın rahmeti
– Sebze fidesi dikilen çukur
Cümle içinde kullanımı:” Semadan dökülen bârân altında ıslanan ruhumuz henüz korku nedir bilmezdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-bârâh+Arapça-î
– Uyumluluk
– Uygunluk
– Mutabakat
– Mukarenet
Cümle içinde kullanımı:” Parçalar arasındaki bâ-râhî yakalanmaz ise ahenkten söz etmenin mümkünatı yoktur.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yolcu
– Uyumlu
– Mevzun
– Yola çıkan kimse
Cümle içinde kullanımı:” Garip bir bâ-râh hayat yorgunluğundan, şehir yalnızlığından kaçıyor desinler.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Allah, Tanrı, Yaratan
– Sadık ve dindar olan kimse
– Yük, ağırlık
– Defa, kere, zaman, kez
– Meyve, yemiş
– Uğraş, iş, meşguliyet
– Eklendiği söze yağdıran, saçan anlamlarını veren ek
Cümle içinde kullanımı:“Güher-bâr güzellik demetisin, en çok yanıma yaraşır kokumu alırsın.”