Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Zalim
– Gaddar
– Hoşgörüsü olmayan kimse
– Amansız
– Kıyıcı
– Katı yürekli
– İnsafsız davranan
Cümle içinde kullanımı: “Allah bizi bî-amânsız olanlardan sakınsın, iyilik peşinden koşanla tanıştırsın.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Zalim
– Gaddar
– Hoşgörüsü olmayan kimse
– Amansız
– Kıyıcı
– Katı yürekli
– İnsafsız davranan
Cümle içinde kullanımı: “Allah bizi bî-amânsız olanlardan sakınsın, iyilik peşinden koşanla tanıştırsın.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-aded
– Sayısız
– Pek çok
– Sayılamayacak kadar çok
Cümle içinde kullanımı: “Bî-aded çuval geleceği söylenmişti ancak gelenler bir elin parmakları sayısı kadar.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İsimlerin başına gelerek olumsuz anlam meydana getirir
– Kelimelerin önüne gelerek anlamlarını menfi yapan ek
Cümle içinde kullanımı: “Bî-edep birine ahlaktan bahsetmek nafile kelam nafile çabadır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ön takı
– ile, için anlamında kullanılan ikileme
– Yemin edatı
– İki kere
Cümle içinde kullanımı: “Bi’llâh bezdim bu dertten, ciğerim soldu anlamıyor musun?”
– Tezviratta bulunmak
– Sıkılmak
– Bunalmak
– Darlıkta bulunmak
– Can sıkıntısı duymak
Cümle içinde kullanımı: “Sabahın erken saatinde yolların çilesi insanı iyice bızıktırıyor.”
Kelime Kökeni: Moğolca-ad
– Ordunun sağ kolu
– Meymene
– Cevangar karşıtı
– Sağ taraf
– Sağ kol
Cümle içinde kullanımı: “Sol cenahımdan bırangara geçiş yapabilecek mertebede olan tek şahsiyet sizdiniz efendim.”
Kelime Kökeni: Özel
– Brahman mezhebine mensup kimse
– Mecusilerin dini reisi
– Hintlilerin din adamları
Cümle içinde kullanımı: “Hindistan’da bildiğiniz üzere kast sistemi mevcuttur, kast sisteminin en yüksek mertebesini Bırahman oluşturur.”
Kelime Kökeni: Ad
– Hafif surette oynayıp durmak
– Titremek
– Şişmanlıktan kaynaklı etlerin oynaması
– Yumuşaklık nedeniyle et veya sıvının dalgalanıp sallanması
Cümle içinde kullanımı: “O her yürüdüğünde kollarındaki ve boynundaki yağlı katmanlarda bıngıldıyor sanki.”
Kelime Kökeni: Ad
– Nefret
– Bezme
– Usanma
– Bıkmış olma
– Gına gelmesi
Cümle içinde kullanımı: “Sürekli aynı şeyleri dinleyip yazmaktan bıkkınlık geldiğini söyledim üzerine alındı.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Bezginlik
– Usanmış
– Bezmiş
– Dertlenmiş
– Gına gelmiş
Cümle içinde kullanımı: “Bıkkın ve usanç veren işlerden yakamı sıyırmak için başka şehre gitmeyi düşünüyorum artık.”