Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Bizzat
– Kendisi
– Kendiliğinden
– Özü itibarıyla
– Zatıyla
– Şahsen
Cümle içinde kullanımı: “Bizâtihi teşrif edecek biz garibanların sofrasında yer alacakmış.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Bizzat
– Kendisi
– Kendiliğinden
– Özü itibarıyla
– Zatıyla
– Şahsen
Cümle içinde kullanımı: “Bizâtihi teşrif edecek biz garibanların sofrasında yer alacakmış.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Usanmış
– Bıkmış
– Fütur getirmiş
– Bezmiş
– Yılmış
– Sıkılır duruma gelmek
Cümle içinde kullanımı: “Gurbet kapılarında bize de bîzâr geldi amma velakin çoluk çocuk aç kalmasın diye ses etmiyoruz.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi bezâyi
– Birikim
– Sermaye
– Biriktirilen mal veya para
– Başmal
– Servet
– Malûmat
– Edinilmiş bilgi
– Bilinti
Cümle içinde kullanımı: “Ortaya bizâ’at atmadığı veyahut taahhüt etmediği müddetçe ne yazık ki geri çekilmek zorunda kalacak.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-vucûd
– Varlığı bilinmeyen
– Vücutsuz
– Vücudu olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Kederin ve acının bî-vucûd olduğunu görecek, bilecek lakin kimselere ispatlayamayacaksın.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-vukûf
– Habersiz
– Bilgisiz
– Malumatsız
– Haber olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Meydana gelen acı olaylardan nasıl bî-vukûf olursunuz?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dul kadın
– Kocası ölmüş kadın
Cümle içinde kullanımı: “Bîve-zen kaldığı günden bu yana iki çocuğuna baba yokluğunu asla aratmadı.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Vefasız
– Hakikatsiz
– Sevgisi çabuk biten
Cümle içinde kullanımı: “Bî-vefâ kalbine dokunmayı çok isterdim halbuki yanından öylece geçip giden bir yabancıydım.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Ermele
– Dul
– Eşinden ayrılmış kimse
– Kocasız kalmış kadın
Cümle içinde kullanımı: “Ne suçu günah var bu bîve kadının da üstüne bu kadar gidiliyor?”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Kısmetsiz
– Nasipsiz
– Mahrum
– Talihsiz
– Bahtsız
Cümle içinde kullanımı: “Bî-vâye olan kaderim kimden ötürü böyle ayakların altında geziyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Güve
– Zararlı böcek
– Kumaş, dokuma yiyen bir böcek türü
Cümle içinde kullanımı: “Sandık içinden çıkan çoğu kıyafet bîv tarafından yenmiş delik deşik olmuş.”