Kelime Kökeni: Ad
– Sabahın kadehi
– Güneş
– Şems
– En parlak gök cismi
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı Seher üstümüzde parladığı müddetçe ışığımız sıcağımız bâkidir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Sabahın kadehi
– Güneş
– Şems
– En parlak gök cismi
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı Seher üstümüzde parladığı müddetçe ışığımız sıcağımız bâkidir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kırmızı şarap
– Gül renkli kadeh
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı Gül-gûn yâr elinden olur da içilmez mi, tadıyla meşk olunmaz mı!”
Kelime Kökeni: Ad
– Kırmızı şarap
– Mey
– Üzümden yapılan şarap
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı Gülfâm içende içmeyen de yanmayacak mıdır?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Yokluk kadehi
– Ölüm
– Mevt
– İrtihal
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı fenâ mutlaka bizlere de bir gün sunulacak, içmem demek mümkün olmayacak!”
Kelime Kökeni: Ad
– İnsana güç veren içki
– Mey
– Şarap
– İnsana hoşluk veren alkollü içki
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı Cemşîd içen her baba yiğit güçlenir ve yüreklenir elbet.”
Kelime Kökeni: Ad
– şarabı bulduğu öne sürülen Cem’in kadehi
– Şarap
– Mey
– Üzümden yapılan alkollü içecek
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı Cem içerisinde kan rengi içecek genzimizi yaktıkça gönlümüzü de bir hoş eylemektedir.”
Kelime Kökeni: Farsça-câmât çoğul biçimi
– Çakıl taşlarının eritilip dökülmesiyle yapılan şeffaf madde
– Zücac
– Sırça
– Pencere çerçevelerine takılan şeffaf madde
– Su bardağı
– Kadeh
– Saydam çabuk kırılan madde
Cümle içinde kullanımı: “Câm kadar narin bir o kadar dayanıklı gururuna sarılarak biz ihanet içindeki insanların yüzlerine bakmaya devam ediyor.”
Kelime Kökeni: Özel ad
– Davut peygamber ile savaşan iri yapılı kimse
– Yiğit kimse
– Güçlü kuvvetli
– Savaşçı dev
Cümle içinde kullanımı: “Eski Ahit de adı geçen Câlût, Hz. Davud ile yaptığı düello sonrası yenilgisiyle bir rivayete dönüşmüştür.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yapmacıklık
– Sahtelik
– Yapmacık olmak
– Sahte olma durumu
– Düzmecilik
Cümle içinde kullanımı: “Ca’liyyet bizim sevdiğimiz meziyetlerden biri değildir, toplum bunu hoş karşılamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-câlî müennes dişil biçimi
– Câlî
– Müslüman olmayan kimselerden toplanan vergi
Cümle içinde kullanımı: “Câliyye ancak Yahudi ve Hristiyanlardan toplanan vergilerdir, Müslümanlardan alınmaz.”