Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Bahçıvan
– Bahçe işleriyle uğraşan kimse
– Bahçe bakımıyla ilgilenen kişi
Cümle içinde kullanımı: “Cennân gibi güllere fısıldıyor her renkte çiçeği açtırıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Bahçıvan
– Bahçe işleriyle uğraşan kimse
– Bahçe bakımıyla ilgilenen kişi
Cümle içinde kullanımı: “Cennân gibi güllere fısıldıyor her renkte çiçeği açtırıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Döl
– Fetüs
– Hamile kadınların karnındaki bebek
– Dölüt
Cümle içinde kullanımı: “Gelen darbe sonrasında yerde cenîn pozisyonunda kıvrılan kadın acı içinde inledi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ceng+Arapça-î
– Dövüşken
– Cenkçi
– İyi dövüşen kimse
– Dövüşmeyi kavga etmeyi seven kimse
Cümle içinde kullanımı: “Çengiyi çingene cengî bilek sahibine bırakacaksınız.”
– Vuruşmak
– Savaşmak
– Dövüşmek
– Cenk eylemek
– Mücadele etmek
– Muharebe etmek
Cümle içinde kullanımı: “Sevda için cenk etmek ayıp olur mu hiç, aşk uğruna ceng eylemek en büyük onurdur.”
Kelime Kökeni: Farsça- ad
– Orman
– Ağaçlarla örtülü bölge
– Ağaçlar topluluğu
Cümle içinde kullanımı: “Rahmetle buluşan cengel yeniden bolluğuna bereketine kavuşacaktır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Kavgacı
– Dövüşçü
– Cenk yapan kimse
– Mücadele eden kimse
Cümle içinde kullanımı: “Damarlarındaki ceng-cû kan pes etmesine izin vermeyecektir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kahramanlık
– Gözü peklik
– Yiğitlik
– Savaşçılık
– Dövüşçü
Cümle içinde kullanımı: “Kanımızda atalarımızdan yadigar ceng-âverlik olduğu söylenir, savaştan kaçmayız.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Cengaverlik
– Savaşçılık
– Dövüşçülük
– Savaşçılık
Cümle içinde kullanımı: “Heyt be yiğit Ceng-âverî şöyle bir yürü gözümüz gönlümüz şenlensin.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– Savaşçıya yaraşır tarzda
– Cengaverce
– Muharibe yakışan tarzda
Cümle içinde kullanımı: “Ceng-âverâne tavırlarıyla adamların üstüne silahsız yürümeye kalktı.”
Kelime Kökeni: Farsça-cengâr+Arapça-î
– Kırmızı renk
– Bakırın üzerinde oluşan kırmızı renk
Cümle içinde kullanımı: “Bakır kazanların çoğunluğu cengârî görünüyor şu an için kullanılmaz.”