Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Güney yönünde
– Güney tarafında
– Güney ile ilgili
Cümle içinde kullanımı: “Cenûben’den gelen misafirlerin çoğunu evimizde konuk ettik.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Güney yönünde
– Güney tarafında
– Güney ile ilgili
Cümle içinde kullanımı: “Cenûben’den gelen misafirlerin çoğunu evimizde konuk ettik.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Güneyde bulunan
– Güney tarafında
– Güney ile ilgili
– Güneye özgü
Cümle içinde kullanımı: “Cenûbî’den gelen akrabaların çoğu yoğun bir şiveye sahip.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Güney
– Şimâl karşıtı
– Kuzey karşıtı
– Dört ana yönden biri
– Güneş alan yer
Cümle içinde kullanımı: “Rüzgarın doğduğu yeri değil güneşin yandığı cenûbu bilirim.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Mekanı cennet olan kimse
– Cennetlik
– Yeri cennet olan
Cümle içinde kullanımı: “Cennet-mekân olsa yine elinin tersiyle çevirirdi muhtemelen.”
Kelime Kökeni: Ad
– İyiliksever
– Cennete gitmeye layık kimse
– İyilik meleği
-Cennetmekan
– Hayırsever
Cümle içinde kullanımı: “Okuttuğu onca yoksul çocuk hatırına cennetlik olduğunu söyleyebilirim.”
Kelime Kökeni: Arapça-cennet+Farsça-âbâd
– Cennet benzeri
– Cennet gibi
– Behişt benzeri
Cümle içinde kullanımı: “Cennet-âbâd benim gördüğüm bildiğim tek yer ellerinin ayasıydı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Cennetin bir katı
Cümle içinde kullanımı: “Cennetü’l-adn müminlerin derecelerine göre girecekleri cennet katından biridir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Sığınılacak cennet
– Girilecek cennet
– Yeşil zebercetten cennet
– Cennetül meva
Cümle içinde kullanımı: “Cennet-i Me’vâ sunulurken önüne cehennemin kor ateşlerine nasıl yürünür?”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Yüce cennet
– En yüksek cennet
Cümle içinde kullanımı: “Cennet-i a’lâm, bu dünyadaki sevabım bir dön bak yüzüme.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi cinân, cennât
– Behişt
– Firdevs
– Bahçe
– Ahirette Müslümanlar için ayrılan yüce makam
– İyilik yapan günahsız müminlerin gidecekleri huzur veren yer
Cümle içinde kullanımı: “Cennetin bahçeleri ancak kul hakkı yemeyenler için yeşillenecektir.”