Kelime Kökeni: Ad
– Bir önceki gün
– Gece
– Geçmiş
– Yakın geçmiş
Cümle içinde kullanımı: “Dün tarih oldu bugün hala elinde, avuçlarının içinde atıyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bir önceki gün
– Gece
– Geçmiş
– Yakın geçmiş
Cümle içinde kullanımı: “Dün tarih oldu bugün hala elinde, avuçlarının içinde atıyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kırlaşmış saç
– Saçına beyazlar düşmüş kimse
– Sakalı ağarmış
Cümle içinde kullanımı: “Elimi tutup dümûy halimi de seveceğin günleri görmek isterdim.”
Kelime Kökeni: Ad
– Tempo
– Musikî usulü
– Müzik parçalarındaki hızı belirten vuruş
– Gelişme hızı
Cümle içinde kullanımı: “Dümtek dümtek gelen müziğin ritminde kendi kendine sallanıyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ordunun arkasından giden ve arka tarafı kollayan, gözetleyen artçı sınıf
– Pişdâr karşıtı
– Artçı
– Ordunun gerisinden gelen emniyet kuvveti
– Öncü karşıtı
– Arkadan gelen
Cümle içinde kullanımı: “Savaşta dümdârın önemini içinizde karşı tarafa giden hainler olduğunda anlarsınız.”
Kelime Kökeni: Ad
– Küçük davul
– Darbukaya benzeyen çalgı
– Sersem
– Anlayışsız kimse
– Düşünmeden hareket eden kimse
Cümle içinde kullanımı: “Dümbeleği çala çala yoruldu bileklerim türküsünü hep bir ağızdan söyledik.”
Kelime Kökeni: Ad
– Neccar
– Yapıların kapı ve pencere gibi ahşap kısımlarını yapan sanatkar
– Doğramacı
– Marangoz
Cümle içinde kullanımı: “İşinin ehli dülger olsaydı bu çirkin görüntü ortaya çıkmazdı.”
Kelime Kökeni: Arapça-Farsça ad
– Küçük dükkan
– Dükkancılık
– Dükkancık
– Küçük işyeri
Cümle içinde kullanımı: “Dükkânçe içerisindeki malların hepsini satamazsak zararımız büyük olacak.”
Kelime Kökeni: Farsça-do+Arapça-kevn
– İki alem
– İki dünya
– Bu dünya ve ahiret
Cümle içinde kullanımı: “Dükevn için yaşamak geriyor değil mi, bugünün bir de yarını var.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Bütün
– Herkes
– Hep
– Daima
– Eksiksiz
Cümle içinde kullanımı: Dükeli birlikte olacağımızı sanmış, ellerimiz hiç ayrılmaz sanmıştım.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Davulcu
– Davul çalan kimse
– Doğan avcılarının kuş kaldırmada çaldıkları küçük davul
– Baterist
Cümle içinde kullanımı: “Dühül-bâz düğünde öyle bir döktürdü ki dinleyenler kendinden geçti.”