Kategori arşivi: Gündem

MAGNA CARTA NEDİR?

Tarihin ilk yazılı Anayasası özelliğini taşıyan Magna Carta, 1215 yılında Kral John tarafından imzalanan İngiliz halkı ile halk arasında hak ile hukuku ayıran ilk siyasi belge konumundadır.

Yurtsuz Kral John lakabıyla bilinen Kral John, sınırsız yetkilerinden feragat ederek 63 maddelik Magna Carta’yı imzalayarak bir ilke imza atmıştır aynı zamanda. Great Charter ismiyle de bilinen belge, Kralın idaresini bazı kanun ve şartlarla sınırlayarak, hukukun kendi arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesidir.

Tarihin akışımı olumlu yönde değiştiren bu antlaşma ile halk kanunlar nezaretinde hakkını savunabilecek konuma getirilmiştir. Özellikle 39. maddeyle can ve mal güvenlikleri güvence altına alınan İngiliz hakkı refah bir hayat statüsüne ulaşmıştı.

İşte söz konusu 39. Madde  “Özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır.”

Kitap Okumak Stresi Azaltır mı?

Kitap okumanın faydaları saymakla bitmez elbet. Hayal dünyamızı genişleten, farklı pencereden bakmamızı sağlayan kitaplarla değişik bakış açıları elde edeceğimizi çoğumuzun bildiği faydalarından sadece biri.

Peki kitap okumanın stresi azaltığını daha öncesinde duymuş muydunuz?

Kitap okumanın dikkat mekanizmasını geliştirdiğini öne süren araştırmacılar, kitapların stres üzerimdeki etkilirini araştırarak olumlu etkilerini gözler önüne serdiler.

İngiltere’deki Sussex Üniversitesinin yönettiği araştırmalara göre, stresin hayatımızdaki yerini azaltacak önemli bir yardımcı olarak kitap ve müziği belirleyerek kaygı reçetemizi belirlediler.

Stresi düşürmede etkili bir anti-deprasan olarak 6 dk kitap okumanın stres seviyesini %68 oranında düşürdüğü tespit edilmiştir.

Araştırmanın nihai sonucunda stresin baş düşmanları olarak birinciliği kimselere kaptırmayan kitapları, %61 ile müzik dinlemek, %54 oranında kahve içmek takip ediyor.

Müzik dinlerken odaklanmayı bırakıp kendinizi tasasız hissetmenize neden keyif verici etkisi stresinizi otomatikman azaltıyor. Bir de yanında içeceğiniz Kahve/Çay günün yorgunluğunu, omuzlarınızdaki baskıyı hafifletmekte birebir…

 

Demokles’in Kılıcı Nedir?

Şimdilerde politikacıların sıklıkla kullandıkları Demokles’in kılıcı deyiminin gerçekte ne manaya geldiğini inceleyelim istiyoruz. Rivayete göre Kral Dionysos’un hem yardımcısı hemde en yakın dostu olan Demokles, sohbetiyle ve krallık saadetinin büyüklüğünden bahsederek yakınlık kurmaya devam ederdi.

Daima Krallığın nimetlerinden ve imkanlarından bahsetmesine rağmen Kral Dionysos’un üzgün halini, mutsuz ifadesinin nedenini anlayamaz.

Kral olmanın rahatlığını ve görkemini merak eden Demokles’ten usanan Kral bir gün, ‘Bu mutluluğu seninde tatmanı arzu ediyorum’ diyerek büyük bir ziyafet hazırlatır.

Kralın tahtına ve gücüne özenen Demokles’e tacını ve makamını bırakarak, ‘Kral olduğunu ve buna göre davranması gerektiğini’ söyler. Krallık elbiseleriyle tacı taktığı gibi tahta oturan Demokles, yemek boyunca gülümseyerek ihtişamın tadını çıkarır. Ziyafetin devamında başının üstünde bir şeyin sallanmakta olduğunu fark eden Demokles, ince bir sicime bağlanmış kılıcın tam tepesinde sallanmakta olduğunu görür.

Korkmasına rağmen erkeklik onuruna sığdıramadığı için dehşetle tahtta oturmaya devam eder. Kral yüzü beyaza dönen dostuna neden mutsuz göründüğünü sorar.  Demokles başının üstünde sallanan kılıcı gösterir ve susar.

Kral Dionysos dostuna ders vermek için  giriştiği bu girizgahı şu sözleriyle özetler ‘Evet ben güçlü bir Kralım. Ama her gün boynumda kılıçların tehdidiyle yaşıyorum. Büyük güç büyük tehlike demektir’ der.

İktidar ve güce hayran olan Demokles’in aslında adaletli bir Kral olmanın ne kadar zor ve meşakkatli bir iş olduğunu ve her gün ölümle burun buruna geldiğini görmesini sağlamıştır.

Günümüzde Demokles’in Kılıcı deyimi, önemli mevkilerin mesuliyetleri ve getirdikleri tehditleri vurgulamak için kullanılmaktadır…

 

Hafızasında 12 Bin Kitap Taşıyan Adam; KİM PEEK

Tam adıyla Laurence Kim Peek, olağanüstü hafızasıyla milyonlarca insan tarafından tanınan bir Savant. Beyninde doğuştan oluşan bir gelişim bozukluğu sonucu fotoğrafik hafızası sayesinde okuduğu her kitabı ezbere aklında tutabiliyordu

.

Bir sayfayı ortalama 8-10 saniye arasında okuyabilen Kim Peek, tarih hesaplama konusunda bir dahiydi. Ona soracağınız geçmiş tarih günlerini hangi güne denk geldiğini doğru bir şekilde cevaplayabilme yeteneğine sahipti. 18 aylıkken kendisine okunan kitapları hatırlamaya, devamında da okuduğu her kitabı zihnine kaybetmeye başladı. Bir çok insanın aklında tutmakta zorlanacakları detayları belleğine kaybeden Kim Beek, genişlemiş kafasının arkasında bir beyzbol büyüklüğündeki bir şişlikle doğdu.

Hafızasının olağan üstü çalışmasına rağmen normal hayatında düğmelerini ilikleyemeyen, yürümekte zorluk çeken bir yapıya sahipti. Vücudunun koordinasyonunu ve hareketlerini kontrol etmekte güçlük çekmesi, beynindeki sağ ve sol loplarında ki anormalinin sebep olduğuyla ilişkilendirildi.

Öz babası Kim Peek için ‘Bilgileri bir diske kopyalamak gibi. Ama Kim’in hafızası hiç çökmüyor’ diyordu.

Nasa tarafından beyni inceleme altına alının Kim Peek, aynı zaman da Savant olarak bilinen sendroma sahipti. Savant, kelimesinin karşılı ‘bilgin, dahi, bilge, alim’ anlamlara gelmektedir. Savantlar; matematiğe, fiziğe, görsel alanlarda ileri derecede yeteneklere sahip olmalarına rağmen, günlük hayatlarında sosyal becerilerinde sorun yaşayan ve günlük becerilerinde yetersizlik yaşayan kişilerdir.

Mega Savant olarak bilinen Kim Peek, bu sayede milyonlarca insanın izlediği Oscar ödüllü Rain Man filmine ilham veren en popüler Savant’tır.

 

 

 

HAYVANLAR HAKKINDA BİLMEDİKLERİMİZ?

Hayvanlar aleminin bilinmeyen yönlerini keşfe çıkmaya ne dersiniz? Bilinmeyenleri ve farklılıklarıyla biz insanlardan nasıl ayrıldıklarını inceleyelim istedik.

Enteresan bilgilerde bu gün Hayvanlar Alemi!

1. Aslanlar ve cinsel hayatları

Aslan bir günde ortalama 50 kez sevişebilirler. Bunu biz değil araştırmalar söylüyor 🙂

2.Mavi Balinaların cüssesi 

Dünyanın en büyük hayvanı unvanını kimselere kaptırmayan Mavi balinalar, hayvanlar aleminin en hızlı büyüyen arkadaşlarıdır. Kilosu 22 ayda 26 tona kadar ulaşır. 

3. Köpek dostlarımız

Biz insanlardan farklı olarak köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır.

4. Atlar ve dirençleri

Atlar biz insanlar gibi kusamazlar. Bir diğer ilginç bilgi ise bir ay kadar ayakta kalabilirler!

5. Domuzlar

Domuzlar hayvanlar aleminde güneşten yanabilen tek canlı türüdür.Bizle alakası yok bu kısmın değil mi?

6. İstiridyeler de isteğe bağlı cinsiyet

Midyenin bir tür cinsi olan İstiridyeler 10 yıllık yaşamlarında bir çok kez cinsiyetlerini değiştirebilirler. Bunu niye yaptıklarını biz de bilmiyoruz, ama güzel bir şey olsa gerek. 

7. Cefakar Erkek İmparator Penguenler

Hiç bir şey yemeden 2 ay boyunca kuluçkada bekleyen Erkek İmparator Penguenler, dişinin yemek getirmesini beklerler. Sadakati ve cefayı görüyor musunuz ey insanoğlu! Tebrik ediyoruz, alkışlar erkek penguenlere….

8. Güzelliğiyle aldatan Zehirli Ok kurbağası

Rengine ve 5 cm’lik boyuna aldanmayın sakın, zehirli ok kurbağası 10 yetişkin adamı öldürecek zehre sahiptir. Yorum yapmadan geçiyoruz bu yüzden…

9. Fillerin çekilmez kahırları 

Afrika filleri memeliler içesinde en uzun hamilelik dönemi geçiren hayvanlardır. Bu süre 2 yıl olarak bilinmektedir. İnsanoğlu olarak 9 ay 10 gün bile bize fazla gelirken, fillere sabır diliyoruz.

10. Tarantulalardan korkmak için haklı sebepler 

Deri değiştiren Tarantulalar iste bağlı olarak dişi genitallerini, mide zarını ayrıca kopan uzuvlarını bile değiştirebilirler. Dişi Tarantulalar çiftleşme bittikten sonra erkeğini yer. Kulağa hoş gelmediğinin biz de farkındayız ama işte doğanın kanunu!

 

 

 

HER ÇOCUK ÖZELDİR!

Ailenin yapı taşlarından biri olan çocuk evin neşesi, yuvanın en tatlı meyvesidir. Anne babanın birbirlerine duyduğu aşkın, sevginin ve saygının birleşimidir çocuklar.

Yuvayı yuva yapan unsur olan çocuklarına iyi bir eğitim vermek ise her ailenin tek gayesidir. Her çocuğun farklı bir ilgi alanı ve yeteneği varken, kimi çocuklar ise özeldir.

Aamir Khan’ın baş rolünü oynadığı “Teaare Zameen Par – Her çocuk Özeldir” 2007 yapımı bir film. Filmin konusu dislektik olan bir çocuğun ailesi ve arkadaşları arasında yaşadığı zorlukları gözler önüne sürüyor. İşlenişi ve gerek verdiği sosyal mesajlarla engelli çocukların farkındalığına dikkat çeken filmde, dislektik çocukların yardım alarak potansiyellerini keşfetme serüvenini anlatıyor. Dislektik çocuklara sahip ailelerin mutlaka izlemesi gereken Her Çocuk Özeldir, dünyayı sıra dışı bir şekilde

Disleksi Nedir?

Disleksi bir hastalık değil, öğrenme bozukluğudur. Kişinin normal veya üstün zeka düzeyinde olmasına rağmen okuma-yazmada ve dil becerilerinde güçlük çekmesidir. Genellikle yaşıtlarına göre okuma ve yazma da geri kaldığının fark edilmesiyle gözlemlenmektedir. Disleksi dikkat dağınıklı ve hafızayı da etkilemektedir.

Okulda yaşadığı sorunlar yüzünden içine kapanan ve agresifleşen dislektik çocukların aileleri ve öğretmenleri tarafından özel bir eğitim görmeleri şarttır. Çünkü onun isteyerek yapmadığı hataları ‘istemediğin için yapmıyorsun, aptalsın, yaramazlığa çalışan aklın alfabeye çalışmıyor’ gibi peşinen hükümlü yargılarla kendisini suçlu gibi hissetmesine yol açmaktadır.

Disleksi olan Çocuklara nasıl yardım edilir?

1.Sabırlı olup, motive edin.

Öğrenme zorlu çeken çocuğunuza yada öğrencinize karşı sabırlı olun ve sesli bir şekilde tekrar etmesine izin verin. Öz güveninde hasar oluşturacak ithamlarda bulunmayın, aksine onunla gurur duyduğunuzu belirterek her başarısını taktir edin.

2. Oyunlarla destekleyin.

İlgisini çeken oyunlarla öğrenmesine yardımcı olun. Disleksi olan çocukların oyuna ayrı bir düşkünlükleri vardır, sevdikleri materyallerle kendisini geliştirmesini bu sayede hem eğlenmelerine hem de öğrenmesi sağlayarak strese girmelerini engellemiş olursunuz.

3. Başkalarıyla kıyaslama yapmayın.

Tüm çocuklar için geçerli olan bu kanıyı hafife almayın. Her çocuğun başka bir yeteneği, başka bir özelliği vardır. Kıyaslayarak, örnek göstererek onların kendilerine olan güvenini kırmayın.

4.Özel yeteneklerine yönelin

Disleksi zeka engeli değildir, o yüzden çocuğunuzun hiç bir şeyi başaramayacağını ya da bir yeteneği olmadığını düşünmeyin. Onların ilgi duydukları hobileri destekleyerek, özel ilgi alanlarını keşfetmelerine yardımcı olun.

5. Sevginizin başarıyla koşullu olmadığını gösterin.

Öğrenme zorluğu çeken çocukların ne kadar hassas ve kırılgan olduklarını unutmayın. Kendilerini suçlama eğilimi, eksik ve yetersiz hissetmelerine müsaade etmeyin. Sevginiz ve bunu gösterme biçiminizle ona yanında olduğunuzu her fırsatta gösterin. Bir şeyi başaramadıkları zaman ona olan sevginizin, ilginizin sarsılmayacağını bilmelerini sağlayın…

Disleksi olan çocukların hayatta başarılı olamayacağını düşünmek tamamen yanlıştır. Çocukluk döneminde okuma yazma becerileri zayıf olduğu halde dünyaca ünlü bir konuma gelen bilim adamları Disleksi’ye en iyi örnektir.

ALBERT EİNSTEİN

Tarihte Disleksi’den mustarip olan en ünlü kişilerden biridir Albert Einstein! Sözel becerileri o kadar kötüydü ki okuma yazmayı çok geç öğrenmesine rağmen, fizikte ki üstün başarılarıyla adını tarihe kazımıştır.

Disleksi ‘Dahi hastalığı’ olarak anılan bir rahatsızlıktır, yeterli ilgi ve yardımla düzeltilebilir…

 

Otizm Nedir, Ne Değildir?

Otizm Nedir?

Otizm; bir insanın sosyal olmasını sağlayan becerilerde, iletişim ve etkileşimde görülen zorlukla kendini ortaya çıkaran bir gelişim bozukluğudur.  Hastalığın belirtileri yaşamın ilk üç yılında gözlemlenmeye başlanabilir. Otizm nedeni ve kaynağı henüz bilinmese de, genetik olduğunu uzmanlar tarafından düşünülmektedir.  Giderek artan Otizm görülme oranı kız çocuklarından dört kat fazla erkek çocuklarında seyrettiği görülmüştür.

Anne karnında teşhis edilemeyen Otizm, belirtilerini çocukluk döneminde göstermeye başlar ve ömür boyu kişinin kısıtlı ilgi alanlarına sahip olmasını, tekrarlayan davranışlarda bulunmasını sağlar. Otizmin belirtilerini ortaya çıkaran ilk bulgu, çocuğun göz kontağı kuramamasıdır. Bununla birlikte ismine tepki vermeme, istediği şeyi işaret edememe ve konuşmada zorlukta saptanabilen bulgulardır. Otizmli bir çocuktaki en büyük belirti ise konuşma problemidir, otizmli bir çocuk ya hiç konuşmaz ya da yaşıtlarına göre çok geç konuşmayı öğrenir.

Diğer belirtilerse arkadaşlarının oynadıkları oyuna tepkisiz kalması, sallanma, çırpınma, dolap kapaklarını sürekli açıp kapatma eylemi, rutin değişikliğinde aşırı tepkilerde bulunması gibi davranış bozukluklarıyla kendini gösterebilir.

Otizm Hastalık Değil, Rahatsızlıktır!

Otizm nedir sorusunu hastalık olarak cevaplamak yapılacak ilk yanlıştır. Otizm hastalıktan ziyade teşhis ve tedaviyle etkileri minimuma indirgenecek bir tür davranış bozukluğudur. Otizmli bir çocuğun bakımı ve davranışlarındaki problemlerindeki en büyük görev ebeveynlere düşer. Rahatsızlığı kabullenme evresini bu konu hakkında bilgi sahibi olan uzmanlardan destek alarak çocuğun ve ailenin bu durumda adapte olmaları sağlanabilir. Ailenin çocuğunda görülen rahatsızlık sonucu geleceği için kaygılandıkları, psikolojik açıdan etkilendikleri bilinmektedir.

Erken teşhis Otizm de pozitif sonuçlar veren bir etkendir. Erken tanıyla çocuğun alacağı tedavi uygulamaları olumlu sonuç verirken, kişiye özel eğitimle maksimum reaksiyonlar alındığı görülmüştür.

Otizm asla engel değildir, farkındalık yaratarak bu rahatsızlığa sahip çocuklar topluma kazandırılabilir. Bize bunu kanıtlayan gerçek yaşam öyküleri mevcut, işte başarmanın azmini bize gösteren iki gerçek kahraman!

1.TEMPLE GRANDİN

Arkadaşlarının ‘kayıt cihazı’ diyerek dalga geçtikleri Otizmli Bilim Kadını.Otizmli bireylerin sakinleşmelerini ve kendilerini güvende hissetmelerini sağlayan Sarılma Makinesi’ni icat etti.Hatta hayatı kendi adını taşıdığı bir filmle beyaz perdeye aktarıldı…

2. RABİA AYTEK

Türkiye’deki ilk Üniversiteli Otizmli Rabia, 22 enstrüman çalabiliyor. Özel rehabilitasyon merkezinde engelli çocuklara müzik dersi veriyor. Notaların Otizmli Dahisi olarak, Otizmin asla bir engel olmadığının en güzel kanıtlarından birisi!

 

Fatih Sultan Mehmed’in Babasına Ayar Çeken Mektubu!

II.Murad 1444’de kendi isteğiyle tahtan feragat etmesiyle tahta çıkarılan Fatih Sultan Mehmed, henüz 12 yaşında bıyığı terlememiş bir oğlan çocuğudur. Babası Sultan II. Murad kendisinden öncesi padişahlar gibi evlatlarıyla taht savaşlarına girerek evlat katli yapmayarak, henüz çocuk olarak tabir edeceğimiz oğlunu tahta kendisi geçirmiştir.

Ki taht öyle bir muktedir ki, kimse ondan kendi isteğiyle feragat etmez, bu gücü ve ihtişamı kimselere emanet edemezlerdi. Osmanlı Devletinin o zaman ki görkemli durumu, sınırlarının genişliği düşünüldüğünde kulağa iyice akıl almaz bir kararmış gibi geldiği de ortada.

Gel gelelim koca Osmanlı devletinin 12 yaşında bir çocuğun yönetimine bırakıldığını duyan Macaristan kralı bu fırsatı kaçırmak niyetinde değil. II. Murad ile incil üzerine yemin ederek imzaladıkları 10 yıllık anlaşmayı fetva alarak bozdurdu.

Büyük bir müttefik haçlı ordusu teşekkül ederek Osmanlının sınır hudutlarına yürüdü, niyeti Osmanlı topraklarını teker teker kendi sınırları içerisine alarak Osmanlı Devletini yıkmaktı.

Zekiliğiyle ve akıllıyla farkını ortaya koyan Fatih Sultan Mehmed, saldırılar başladığında divanı toplayarak babasının tekrardan tahta çıkarak ordunun başına geçmesi gerektiğine karar verdi. Heyet ile birlikte divandan çıkan karar, Manisa da inzivaya çekilen babasına iletildi.

Kararı kabul etmeyerek oğluna şu sözlerle haber iletti

“–Oğlumuz Mehmet’e pâ­di­şahlığı vermekten maksadımız, kalan öm­rü­müzü ibâdât ü tâat üzere geçirmektir. Eğer sahip olduğu pâ­di­şahlık ken­disine lâzımsa, dîn ve devleti muhâfaza eylesin!..” dedi.

 

Bu cevaba isnaden babasını yola getirmek, devletin içine düşmek üzere olduğu kötü durumu çözmek isteyen Fatih Sultan Mehmed, asrın mektubunu yazarak zekasını ortaya koymuştur.

“–Devletlü babam! Dîn ve devlet tehlikededir. Eğer pâ­di­şah iseniz, buyurun ordunuzun başına geçin!.. Yok eğer pâ­di­şah ben isem, sizi, orduma başkumandan olarak nasb ve tâyin eyliyorum!..” diyerek emir ve ricayı akılcı bir üslupla birleştirmiştir. Durumun vahametini anlayan II. Murad oğlunun mektubunu emir telakki ederek ordunun başına geçmiştir.

Muhteşem bir orduyla düşmanın karşısına Varna meydanında çıkan II.Murad düşmanlarını şaşırtarak mağlup olmalarını sağlamıştır.

O ki; İstanbul’u fetheden, gemileri karadan çıkaracak olan Fatih

Babasının ona duyduğu güveni boşa çıkarmayan, ‘Akılın yaşta değil başta olduğunu’ kanıtlayan bir cevher.

Tarihi kısacık bir mektupla yazabilecek kadar kabiliyetli bir Sultan.

Kısaca “FATİH SULTAN MEHMED”

İşitme Engelli Karısı İçin İnternet’i İcat Eden Bilim Adamı !

Evet, başlığımızdan da anlayacağınız üzere yazımızın konusu Aşkın muktedir yanıyla dağları delen bir kahraman.

Doğuştan işitme engelli eşi sevdikleri ve yakınları ile rahatça iletişim kurabilmesi için interneti icat eden Dr. Vinton Cerf, Newhaven da doğmuştur.

23 Haziran 1943′ da dünyaya gelen Vinton Cerf, California da Stanford Üniversitesi Matematik Mühendisliği bölümünden mezundur. Üniversite dönemini henüz yeni bitirdiği süreçte, Sigrid adında doğuştan işitme engelli bir kadınla tanıştı ve aşık oldu. Konuşmada ve duymakta sıkıntı çeken Sigrid, dünyadan soyut bir şekilde yaşarken ona tutulan genç adamın sevgisini bir türlü görmezden gelemedi.

İki aşık tutkulu sevgilerini evlilikle taçlandırdılar, genç bir matematik mühendisi olan Vinton Cerf hem matematiğe hemde elektroniğe eşyalara karşı aşırı bir ilgisi vardı. Eşiyle iletişim kurmakta zorlanan Vinton, karısının kendisi de dahil dünyayla rahatça iletişim halinde olmasını sağlamak için elinden geleni yapmaya hazırdı.

Müthiş bir fikri öne sürerek bilgisayarların, diğer bilgisayarlarla bağlantı kurarak tıpkı telgraf, telefon ve sinema gibi görüntülü iletişim halinde olabilmesinin hayalini kurdu. Bu sayede telefonda bile konuşamayan Sigrid, bilgisayarı kullanarak diğer insanlarla sağlıklı bir şekilde sosyalleşerek hayatını kolaylaştırabilecekti.

Amerika Savunma Bakanlığı bünyesinde 1969’da geliştirilen Arpanet, askeri kullanıma özel bilgisayarlar arası bilgi alış verişini sağlayan günümüz internetinin öncüsü olan bir projeydi. Sadece askeri amaç doğrultusunda kullanılan Arpanet’i, toplumlarında kullanarak fayda sağlayabileceğini düşünen Vinton Cerf, yeni fikirler üretmek için uğraşıyordu.Çalışmalarına sıkı bir özgüvenle ve istekle devam eden Vinton, sonunda diğer bilim adamlarının da dikkatini çekerek  bilgisayarlar arası iletimin toplumlar arası iletişimi hızlandıracağını benimsetti. Çalışma 1970 de sistemleştirilerek yayılmaya başladı,  1973-1978 yılları arasında TCP/IP  protokolünün geliştirme sürecinde yer sahibi oldu. Diğer bilim adamları tarafından web, hotmail vb. yenilikler ve teknoloji geliştirilerek günümüzün internet ağını oluşturdu.

İnternetin fikir babası olan Vinton Cerf, mucidi olduğu internet üzerindeki çalışmaları sayesinde 1992 de ‘İnternet Dünyasının Başkanı’ ödülünü aldı.

Bu gün de dahil olmak üzere internet üzerinden kıtalar arası görüşmeler yaparak uzaklığı yakına çeviren insanlar ve işitme engelinden dolayı görüntülü konuşma yaparak yada yazarak iletişime geçen kullanıcılar Vinton Cerf’e minnettar. Sigrid ve Vinton’un aşkı sayesinde bu büyük buluş milyarlarca insan tarafından kullanılmaya devam ediyor.

Böyle aşkların hala var olduğunu duymak bile bizi mutlu ederken, aşkın iyileştirici yönüyle bir çok insanın faydalanabileceği eserler bırakmalarını minnetle alkışlamalıyız…

 

FANTASTİK GÖRÜNÜMLERİYLE MUTLAKA GÖRÜLMESİ GEREKEN 10 YER!

FANTASTİK GÖRÜNÜMLERİYLE MUTLAKA GÖRÜLMESİ GEREKEN 10 YER!

Dünya görülmedik güzellikleriyle biz fani insanları şaşırtan bir ekosistem.  Yaratılışın mucizevi yönünü görmek istediğimiz de gözlerimizi açmamız yeterli olacak.

Doğa harikası görünümleriyle bambaşka bir dünyaya aitmiş gibi görünen yerleri sizler için derledik. İşte ölmeden önce mutlaka görmek isteyeceğiniz büyülü yerler!

1.DARK HEDGES YOLU – Kuzey İrlanda

Korku filmlerinden birini andırıyor değil mi? O yoldan korkmadan yürümek cesaret isteyebilir.

 

2.GREAT BLUE HOLE- Belize 

Büyük mavi çukur diye adlandırılan  yer resmen bir doğaüstü güzelliği. En iyi dalış noktası olarak sınıflandırılan Gerat Blue Hole Güney Amerika’nın görülmesi gereken en güzel noktalarından sadece biri!

 

3. VİCTORIA ŞELALESİ – Zambiya ve Zimbabve Sınırları

En büyük şelale ünvanını bünyesinde bulunduran bu doğa harikası, görülmeye değer yerler arasında atlanılmaması geren bir rota.

 

4.TUNNEL OF LOVE – Ukrayna 

Tıpkı bir masal gibi değil mi, Romantik aşk tüneli olarak eşsiz bir aşk yolu. Çiftler için görülmesi şiddetle tavsiye edilir!

 

5.CHOCOLATE HILLS – Filipinler

Bu tepeciklerin çikolata tepeleri olarak adlandırılması ironik bir şaka olmalı! Enfes göründüğünü söylemeden geçmeyelim.

 

6. ZHANGJIAJIE MİLLİ PARKI – Çin

Nefesinizi sakince verin, evet Çin’de böyle bir doğa güzelliğine sahip. Yükseklik korkusu olanların fotoğrafa bakmamalarını rica ediyoruz.

 

7. FLY GEYSER – Nevada/ ABD

Jeotermal bir güzellik daha! Pamukkale’de ki travertenlerin renklisi diyelim en iyisi.

 

8. PAMUKKALE TRAVERTENLERİ – Türkiye

Canım ülkemizin dünya harikasından birini unutursak işleyeceğimiz ayıbın farkındayız. Beyaz ve mavinin eşsiz uyumu nasıl gözlerimizi alıyor değil mi?

 

9. FINGAL’S CAVE – İskoçya

Eh bakmadan edemeyeceğiniz bir ihtişam, Staffa adasının nadide bazalt mağarası.

 

10. SALAR DE UYUNI – Bolivya

Tuz gölünün muazzam güzelliğine bakmaktan bir türlü gözümüzü alamıyoruz. Mavi gökyüzünün eşliği ise enfes bir görüntü!