Kelime Kökeni: Farsça ve Arapça
– Çıplak, soyunuk, üryan, nü, cıbıl
– Dar, sıkışmış, rahat olmayan, heyecan
– Reçineli sıvı, laka, lak
– Yüz bin (Hind.)
Kelime Kökeni: Farsça ve Arapça
– Çıplak, soyunuk, üryan, nü, cıbıl
– Dar, sıkışmış, rahat olmayan, heyecan
– Reçineli sıvı, laka, lak
– Yüz bin (Hind.)
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat ve zarf
– Gerekli, gerekli olan, gerek, lazım, zaruri, mutlaka, zorunlu
– Gerekli olarak, zaruri olarak
Cümle içinde kullanımı: ” İhtiyaçlarınızı lâ-büd olanıyla sınırlarsanız yapılacak yardımlar en iyi şekilde değerlendirilmiş olur.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sümbül, sümbül fasulyesi
– Çadır çiçeği, küçük boru çiçeği
Cümle içinde kullanımı: ” Baharın gelişini sesinden değil lâblâb kokusundan bilirsin aşkım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Eğlenceler, oyunlar, hakkabazlıklar, oyun işleri
Cümle içinde kullanımı: “Ramazan bayramının hemen ardından la’biyyatlar, karagöz ve hacivatlar çocukluğumun en güzel hatıralarıydı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Giymiş, giyen, giyinmiş, giyinen
Cümle içinde kullanımı: “İpekten yapılmış burka lâbis etmiş salınır dururdu hülyalarımda. “
Kelime Kökeni: Farsça
– El etek öpme, yaltaklanma, dalkavukluk etme, yalvarma, tabasbus
La’be: küçük ve basit oyun, bir kere oynamak
Cümle içinde kullanımı: “Üst mertebedeki adamların yanında gezerken lâbe etmeyi bayağı iyi öğrenmiş.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Lanet etme, lanet okuma, ilenmek, beddua etmek
– Laan-Allah: Allah lanet etsin, Allah kahretsin
Cümle içinde kullanımı: ” Bana laane eden Yaratan’dan bulsun başka bir şey demem. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Endişe ve ümit barındıran sözcüktür.
– Ola ki, umulur ki, ihtimal ki, olabilir, belki, ümit edilir ki
– Mümkün olan şeyler için kullanılır.
Cümle içinde kullanımı: “Laalle işimiz rast gitmez ise üzülmek, kahredip üzülmek yok. “
Kelime Kökeni: Arapça
– En azından, hiç olmazsa, ondan aşağı olmaz, en az, en azından, bari
Cümle içinde kullanımı: “Biraz vicdan dileniyorum senden, lâakal beni bir dinle kulak ver sesime. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ahlak dışı, ahlaksız, ahlak kurallarına uymayan, terbiyesiz
Cümle içinde kullanımı: “La-ahlâkî kişiliği ailemize ters düşen birini damat olarak kabul edemeyiz. “