Kelime Kökeni: Arapça
– Herkes tarafından bilinen söz, manası herkes tarafından müşterek olan laf
Cümle içinde kullanımı: ” Lafz-ı küllî kelimelere örnek vermek istenirse ‘su’ sözcüğünü örnek verebiliriz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Herkes tarafından bilinen söz, manası herkes tarafından müşterek olan laf
Cümle içinde kullanımı: ” Lafz-ı küllî kelimelere örnek vermek istenirse ‘su’ sözcüğünü örnek verebiliriz. “
Kelime Kökeni: Arapça-elfaz çoğul biçimi
– Anlamlı veya anlamsız ağızdan çıkan söz, kelime, sözcük, kelam
– Söylem
– Yasaların sözcükle bildirmek istediği anlam, yasanın söylemi
Cümle içinde kullanımı: “Lafız ağızdan çıkan havanın dil yardımıyla ses olarak dışarı çıkmasıyla oluşur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Boş sözlerle övünme, manasız övüngen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Ne desem ne yapsam boş laffâzî kişilerle yarışamam.”
Kelime Kökeni: Arapça-lafz
– Ağzı kalabalık, gereksiz konuşan kimse, boş sözlerle övünen
Cümle içinde kullanımı: “Dilruba hanımın daima kendini öven laffâz tavrına daha fazla tahammül edemeyeceğim.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Deyiş, söz, lakırdı, kelam
– Sohbet, konuşma, söyleşme, tekellüm,
– Boş ve gereksiz söz, dedikodu
– Konu, bahis, mevzu
– Övünme, atıp tutma, abartılı konuşma
Cümle içinde kullanımı: “Lâf vardır kendini dinletir, lâf vardır adamı rezil rüsva eder. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Dinî olmayan, din dışı, dinle alakası olmayan (kimse), dinsiz, dini inancı olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Nasıl din kardeşlerimizi saygıyla başımızın üstünde taşıyorsak lâ-dînî olanı da saygıyla karşılamalıyız. “
Kelime Kökeni: Farsça
– İki kişi arasında veya bir grup arasında tutuşulan bahis
– Tavuğun lades kemiğinden iki tarafında tutarak kırmasıyla başlayan, tarafların birbirine bir şey alıp verirken ‘aklımda’ diyerek oynadıkları oyun
– Lades oyunu
Cümle içinde kullanımı: “İki kardeş her tavuk yiyişimizde lâdese girip birbirleriyle dalaşana kadar bu oyunu oynarlar. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Duvar, tuğla veya kerpiçten yapılan engel, taştan yapılan dikey düzlem
– Erkek çocuğu, delikanlı, genç erkek
– Seyis yamağı
Cümle içinde kullanımı: “Bahçenin dört bir yanını çeviren lâd öyle yüksekti ki iki adam boyunu aşıyordu. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Oyun etme, aldatma, göz boyama, hile, âl, desise, entrika, dolap çevirme
Cümle içinde kullanımı: “Sülün Osman’ın İstanbul’u birbirine katan lâç ve palavraları filmlere konu olmuştur.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kuşkusuz, besbelli, şüphesiz, tartışmaya gerek olmaksızın, elbette, işkilsiz
Cümle içinde kullanımı: “Sorguda aldığımız cevapların hepsi lâ-cerem doğru ve müspetti.”