Kelime Kökeni: Farsça-lâf+Arapça-î
– Boşboğaz, geveze, lafazan, çenesi düşük, zevzek, lakırdı kavafı
Cümle içinde kullanımı: “Ne kadar lüzumsuz lâfî kişi varda hepsi çevremde toplanmış gibi hissediyorum. “
Kelime Kökeni: Farsça-lâf+Arapça-î
– Boşboğaz, geveze, lafazan, çenesi düşük, zevzek, lakırdı kavafı
Cümle içinde kullanımı: “Ne kadar lüzumsuz lâfî kişi varda hepsi çevremde toplanmış gibi hissediyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça-elfaz çoğul biçimi
– Anlamlı veya anlamsız ağızdan çıkan söz, kelime, sözcük, kelam
– Söylem
– Yasaların sözcükle bildirmek istediği anlam, yasanın söylemi
Cümle içinde kullanımı: “Lafız ağızdan çıkan havanın dil yardımıyla ses olarak dışarı çıkmasıyla oluşur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Boş sözlerle övünme, manasız övüngen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Ne desem ne yapsam boş laffâzî kişilerle yarışamam.”
Kelime Kökeni: Arapça-lafz
– Ağzı kalabalık, gereksiz konuşan kimse, boş sözlerle övünen
Cümle içinde kullanımı: “Dilruba hanımın daima kendini öven laffâz tavrına daha fazla tahammül edemeyeceğim.”
Kelime Kökeni: Farsça-lâf
– Çok konuşan, lafazan, laf ebesi, geveze, dil ebesi
Cümle içinde kullanımı: “En kötü huylarımdan biri laf eri olmam, konuşarak karşımdakini sıkıntı derecesine getirmemdi. “