Kelime Kökeni: Farsça-kûh+Arapça-î
– Dağ ile ilgili, dağla ilgili, dağa özgü
– Dağlı, dağda yaşayan kimse
– Dışarlıklı kaba kimse, taşralı
Cümle içinde kullanımı: “Şehir hayatında gözünü açan Kûhî olanı küçükser hor görür. ”
Kelime Kökeni: Farsça-kûh+Arapça-î
– Dağ ile ilgili, dağla ilgili, dağa özgü
– Dağlı, dağda yaşayan kimse
– Dışarlıklı kaba kimse, taşralı
Cümle içinde kullanımı: “Şehir hayatında gözünü açan Kûhî olanı küçükser hor görür. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Pislik, kötülük, çirkinlik,
– Güzellik karşıtı
– Hüsün karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Neyler bu biçare yüreğim kubûh ile münakaşa edemez, dili lal olmaz mı?”
Kelime Köken: Farsça
– Güz, Sonbahar, Eylül Ekim ve Kasım aylarını içine alan mevsim
Cümle içinde kullanımı: “Ne yağmurlar diner şu garip gönlümde bilmezsin, köhne bahar da solan güz çiğdemi gibisin.”
– Cevizlik, cevizi bol olan yer, ceviz ağacının çok olduğu bölge
Cümle içinde kullanımı: “Eskiden şu yanından geçtiğimiz koz yatağı dedemin ailesine aitti. ”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Kur’an-ı Kerim
– Levh-i Mahfuz, kader kitabı, İlahi levha
Cümle içinde kullanımı: “İnsan geleceğini ön göremez, Kitâb-ı Mübîn sayesinde yaratılışını hangi amaca hizmet ettiğini bulmaya çalışır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sık olarak, oldukça sık, sıkça
Cümle içinde kullanımı: “Kesîren yapıldığını düşündüğüm soruşturmalarda adaletli bir yan göremiyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kayıt sırasında alınan ücret, kayıt ücreti, kayıt parası
– Deftere yazma parası
Cümle içinde kullanımı: “Vakfa üye olmak için küçük bir meblağ kaydiyye istenmektedir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Katipler, Yazıcılar, ketebe, küttab
– Resmi dairelerde yaz işlerinde görevli memurlar, yazmanlar, sekreteler
Cümle içinde kullanımı: “Yazı yazmada usta olan kâtibân kolayla iş bulur aç kalmazlar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kıssa söyleyen (kimse), hikaye anlatan, kıssahan
– Hint ve İran saraylarında öykü ve masal anlatan kişilere verilen ünvan, ad
Cümle içinde kullanımı: “Orta Çağın en kıymetli eserlerinden biri olan Binbir Gece Masalları, Şehrazat’ın kassâs olup hükümdar kocasına hikayeler anlatmasından oluşur. ”
Kelime Kökeni: Farsça
– Genelevi yöneten kişi, kerhane işleten kimse, umumhane sahibi
– Namussuz, pezevenk
– Sövgü sözü
– Namus karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Aşağı mahallede umumhane sahibi olan kârkâneci Hüsam’ı bu kahveye almanızı zinhar yasaklıyor. “